Hadi gidelim köyümüze bitanem.
Laleler, karakulaklar,
deli zeytin fidanı toplayalım çalılıklardan.
Pelitten fırıldaklar yapalım yine.
Buz gibi suyundan Cevizlidere'nin,
kuruyan çınar ve kavak ağaçlarının özlerinden,
çekelim iksirimizi.
...
Ekşimcik zamanı gidelim köyümüze.
Yılların izleri iyice belli olmadan
yüzlerinde akranlarımızın,
saçlarımız daha da beyazlaşmadan,
gidelim kahverengi çipilli çıtlık toplamaya.
Çöplerden çıkan şeftali ve erik fidanlarını
aynı küçüklüğümüzde olduğu gibi
avlumuza dikelim.
Özledim köyümüzün insanlarını.
Kundal Ayşabla ile Seyye Nineyi mesala.
En çok da çıtlık toplamayı özledim
ketirgen kavurmasını,
gür süvgününü tuza banıp yemeyi,
nünük şerbetini.
Yüksekçe bir yerden köyümüze bakıp
Komşu bahçesinden hızlı hızlı topladığımız
çağla bademleri yemeyi.
Gidelim köyümüze bitanem.
....
Ama sen gidelim desende ben biliyorum...
Oğullarımın defne kokan saçları
tutar beni şehirde.
Her ekşimcik zamanı
gidemem gayrı köyüme.