Bir yılan beni sardı,
Gözlerini,gözlerime ağdı,
Kavrayıp boynundan şöyle,
Sordum, benle işin ne?
Dedi, bir büyücü gönderdi beni sana,
O, kişiyi sıkıca bir sarmalasana,
Ama ben sarmayı da sarmalamayı da pek bilmem,
Bu yüzden, seni tam ısıracakken!
Yeter! yılan soyu,bırak söylenmeyi,
Kim bu büyücü, sen onu söyle,
Sen gibi bacaksızın biri mi?
Yoksa, kolları var, bacakları da iri mi?
Vallahi ne yalan söyleyeyim, karanlıktı,
Sadece sesini duydum,kıs kıs gülmekteydi,
Hemi de tozu dumana katıp, gelmekteydi,
Korktum, kabul etmesem, gitmeyecekti.
Pekala, zehirli yılan, şimdi benden kork,
Boynunu mu koparayım, yoksa kafan mı ezeyim,
Yoksa seni affedip,yavrularına mı bağışlayayım,
Nedeyim,neyleyeyim de hayırlı bir iş yapayım, söyle.
Ey insan, insaf eyle bana,
Bunu ben yapamam, ama sen yaparsın,
Acımak ve korumak!çünkü sen bunlarda varsın,
Canımı bağışla,kırma dişimi,vurma kafama.
Bak ki, yılan aşka geldi, söyler,
Kötü, iyiye nasıl öğüt eyler,
Lakin öğüt kar eyler, var git yoluna,
Bundan sonra dokunma, insan soyuna.
Kemal DURUHAN 21.07.2006 Saat: 00:00
|
|