Ey kalp! gece olsun, vehmi ve cinneti emziren -Avcundadır çocuğun ve delinin, Allahın eli- layemut gece -Gezginin saatidir ki titreyen kandilin nurunda arar kendi yazısız taşını her mezarlıkta
Derunumda ağır ağır kurudu kırmızı zakkum, karardı sebilin mermeri ve gizlendi bu belleksiz zamandan sönen bir yangın gibi kûfi.
Ezelden beri mi göçüyorum ben? Her hayal kalbe döner ve vurur bir eski saatin sesiyle: -Bana gel. Kimdir ki o ben, mevsim bir yaprak ırmağı gibi akıp gider içinden
Ey gözüne tuzla sürme çeken Şıblî ! Başka dudaklar da var zikrla tara olan. İblis ve iğva beni uyutmayan
Ürktüm bu yüzlerden -Bu kadın yüzleri ki güzellik saptırır imanı -örtünmelidir- Mangalın korunu avcuna koy da hatırla: nasıl unutmuştu 20 yıl Kur´an´ı İbnü´l Cella
Yine de tene yöneldim. Püsküren bir yanardağ gibi lav akıttım her yanımdan öleyim diye isteğimden önce
Seyret beni Adem, Seyret beni Doktor!
Her göz başka bir hayatın vampiri
Yaşım 27 -İnsan kökü çürümüş çınar gibi apansız ihtiyarlar- Azaltmıyor, azaltmıyor müezzinin sesi göğsümdeki kederi
Veronal ve lüminal. Naylon ve plastik kent ve çöl
Dün geceydi yandım "yaşayan sağlam delile dayanarak yaşasın" diyen ayetle
Ey Rab çürük benim delilim
Nereye ait ki bu hicranlı suret? Bu gözler çoktan kesti dünyayla o karanlık sohbetini. Satranç ve dil yeniktir ezelden
Bakıyorum pencereden sırtımda patiska bir gömlek ve avcumda Allahın eli, yerin en dibine