Belki çıkar yollardan biri de bu: gözlerine bakmak sessizce, bir kıyıda uzaktan yaklaşan bir gemiyi bekler gibi, elinden tutmak o sıcaklığı ve yürümek, yürümek zamanı düşünmeden bastığın çakıl taşlarının hışırtısında. Hep söylerdin eskiden, biraz zaman tanısak belleğe, güzel bir unutuluşa dönüşür, derdin bütün o top sesleri, toz duman, akşam bataryada geçirdiğin karanlık nöbet saatleri.
Sana unutulmuş bir çardağın altında galibarda renkli bir mürekkeple yazıyorum yeniden depreşen bir sevincin ötesinden.
Çocuklar büyüdüler, uzaklara gittiler, senin, benim yanlışlarımızın ne yararı olabilir onlara? Belki onlar da öğrenecekler umarsız sözcüklerle eskiyen anılarının dehlizlerinden kurtulup savrulmayı. Sorma sakın - bilmek yasak, derdin, kim bilebilir yazgının bizi nereye sürükleyeceğini.
O unutulmuş çardağın altında yazıyorum sana, aydınlık gölgesinde asmanın. Günler sayılı.
Cevat Çapan 21.07.2006 Saat: 00:00
|
|