En son içerik ekleyen üyeler(resimli) | Hemen üye ol, seçkin bir ortama katıl!
mahmutcantekinmahmut...
, ADIYAMAN/
eynazendeeynazende
, Kırşehi
6666
56, Ankara
pamukkalepamukkale
43, denizli
durak41durak41
61, kocaeli
Seyfi KaracaSeyfi ...
45, Bad walds
Sadık YılmazSadık...
36, İSTANBL
tahsin_sahintahsin...
64, KAYSERİ

MAZİYE YOLCULUKLAR - 237

ÇATKUYU KÖYÜ ANILARI– 6

Mevsim yazdı.
12 Eylül darbesi, güzel ülkemizde insanlara kan kusturuyordu. Adıyaman ve ilçelerinde yerel yöneticiler hiçbir örgüte, derneğe, partiye üye olmayan insanları da gözaltına alıyor, işkenceden geçiriyordu. Rüşvet veren kurtuluyordu. İşçi, köylü, öğrenci, memur, öğretmen, hacı, hoca fark etmiyordu.
Darbe yapılmıştı.
Darbeyi fırsata çevirip köşe dönme yarışına girmişlerdi. Kendilerine yerli işbirlikçiler bulmuşlardı.
Hasım olan insanlar, düşmanlarını ezdirmek için ihbar ediyor, iftira atıyor işkenceden geçirtip içeri attırıyorlardı.
Kâhta’da bazı komutanlar ve emniyet güçleri, ağaların adamı olmuştu. Ağalar, kendilerine karşı olanların hepsini içeri attırıyordu. Emir komuta ağaya geçmişti. Asker elbisesi giydirilmiş ağanın adamları, emniyet güçleriyle birlikte ev araması yapıyordu.
Kurban bayramında Kâhta’ya gitmiş, duyduklarıma inanamamıştım. Kâhta yatılı Bölge Okulu işkence haneye dönüştürülmüştü. Gözaltına alınanların çoğunun siyasetle ilişkisi yoktu. Tek suçları ağaya boyun eğmemek ve partisine oy vermemekti.
Eve girdiğim anda annem bana kızmış, Kâhta’yı terk etmemi istemişti.
Açtım, yorgundum:
— Anne çok acıktım. Kurban kesmişsiniz. Kazanda et pişiyor. İki lokma atıştırayım, öyle gideyim, dedim.
Annem kızdı:
— Ağa senin adını en başa yazmış. Kaç kere evi bastılar. Seni soruyorlar. Hiç durma. Bir dürüm yaparım. Yolda yersin. Balta sapıyla, tütün balyalarının değnekleriyle dövüyorlar. Kaç kişi öldü diye hastaneye götürüldü, biliyor musun?
Durum ciddiydi. Annemi ikna edemedim. Bir beze koyduğu ekmeği, yiyeceği aldım. Yaya olarak patika yollardan Kâhta’dan ayrıldım. Kâhta’ya girerken de patika yollardan girmiştim.
Ana yolda Adıyaman çıkışında ve Kâhta girişinde arama noktaları vardı. Araçla gitmem sakıncalıydı. Ağanın verdiği listenin başında olduğumu, Çatkuyu Köyünde ayrılmadan öğrenmiştim. Tedbirli olmak mecburiyetindeydim.
Adıyaman’dan Kâhta’ya yaya gidip gelmek zorunda kalmıştım.
Yaz tatilini Çatkuyu Köyünde geçiriyordum.
İkindi vakti masmavi gökyüzünün altında, lojmanın gölgesinde yemyeşil otların üstüne kilimi sermiştim.
Rüzgâr hafif hafif esiyordu.
Ortalıkta ses seda yoktu.
Birkaç köylü ile çay içip sohbet ediyorduk.
Sessizliği yüksek bir ses bozdu:
— Hatçe’m!
— Hatçe’m!
— Hatçe’m!
Bu Deli Hasan’ın sesiydi. Kendisi görünmüyordu. Hepimiz o tarafa döndük. Deli Hasan okulun önündeki yolda göründü. Bize el salladı.
Okulun kapısına geldi. İçeri girdi.
Kilimde boş olan bir yere oturdu.
Tütün tabakasını uzattım. Adıyaman tütününden bir sigara doladı. Hasan Hüseyin Adak, komşusuna çay doldurdu.
Deli Hasan’dan onlarca kez dinlediğim Hatçe olayını bir daha anlatmasını istedim:
— Hasan kardeş, şu Hatçe olayını bir daha anlat.
Deli Hasan, neşeli güzel bir insandı. Fazla nazlanmadı. Anlatmaya başladı:
— Hoca, biliyorsun eşim vefat etti. Evde üç çocuk var: : Mehmet, Kadiriye ve Ayşe. Eve bir kadın lazım, dedim. Çevre köylerde bir araştırma yaptık. Hatçe diye bir dul kadını komşu köylerin birinde bulduk. Bu Hatçe’yi istemeye gittik. Gönlü oldu. Akrabaları rıza göstermediler. Vermediler. Birkaç sefer daha gittim. Akrabalarını ikna edemedim. Ben de Hatçe’mi kaçırmaya karar verdim. Bende gönlü var, benimle kaçar diye düşünüyordum. Bizim köylü Hacı Musa’yı tanırsın. Taksicilik yapıyor. Konuyu Hacı Musa’ya açtım:
— Hacı Musa, gel bu gece gidip Hatçe’mi getirelim, dedim.
Hacı Musa şart koştu:
— Hasan, ben Hatçe’nin evine gelmem. Köyün dışında eve yakın bir yerde ışıkları söndürür, beklerim. Hatçe’ni alır taksinin yanına getirirsin. İkinizi alır köye getiririm, dedi.
Kabul ettim. Akşam oldu. Karanlık çöktü. Taksiye bindik. Hatçe’min köyüne gittik. Köyün dışında, Hatçe’nin evine yakın kuytu bir yerde taksiyi durdurduk. Hacı Musa takside bekledi. Ben Hatçe’min evine gittim. Kapıyı çaldım. Hatçe’m kapıyı açtı. İçeri girdim. Hatçe ile konuşmaya başladık:
— Hatçe’m, ben seni seviyorum. Seni istiyorum. Akrabalarına kaç kere geldim. Katır gibi inat ettiler. Seni Allah’ın rızası ile bana vermediler. Tek çaremiz kaldı: Kaçmak. Beni seni kaçırmaya geldim. Dışarıda taksi bekliyor. Kalk, evimize gidelim. Nikâhımızı kıyalım. Akrabaların mecburen kabul ederler. Barışırız. İkimiz de mutlu oluruz.
Hatçe inat etti:
— Akrabalarımı ikna et. Ben sana varırım. Ben senle kaçmam. Kaçamam. Git akrabalarımı ikna et.
Ne kadar dil döktümse ikna edemedim. Ben de tuttum bunun kolundan, zorla evden çıkarmaya çalıştım. Kendini yere attı. Çekiyorum, çekiyorum gelmiyor. Hoca bir de kilolu gücüm yetmiyor. Sürüklemeye çalışıyorum. Yerinden oynatamıyorum. Ben zorlayınca bağırmaya başladı. Korkmaya başladım. Orada bırakıp kaçtım.
Köylü bir arkadaş araya girdi:
— Hasan Hatçe’nin tekmesini anlatmadın. Hoca, Hatçe Hasan’a öyle bir tekme vurmuş ki Hasan ağız üstü kapıya doğru düşmüş. Zorla yerden kalkıp kaçmış. Hacı Musa’nın yanına gelene kadar kaç kere düşmüş.
Deli Hasan güldü:
— Gece karanlıktı. Bilmediğim yerler. Ayağım taşa takıldı, düştüm.
Köylünün biri takıldı:
— Hatçe’nin tekmesi pek geldi. Sersemledim. Kendime gelemedim demeye Hasan utanıyor.
Herkes güldü.
Ben, Deli Hasan’a takıldım:
— Hasan, birlikte gidelim. Bir harar götürelim. Hatçe’ni harara koyarız. Ben hararı omzuma atarım. Sen de arkadan yardım edersin. Kaçırırız. Sen Hatçe’ne kavuşursun, ben de sizi evlendirdiğim için sevap kazanırım.
Sevgili Hasan Hüseyin Adak araya girdi:
— Hasan, Adıyamanlılar yaman olur. Hoca ile gidin. Hatçe’ni getirsin.
Ben söze girdim:
— Hasan kardeşim için ölüme bile giderim. Dost dar günde belli olur. Ben varım, dedim.
Deli Hasan:
— Gelmez Hocam. O inattır, dedi.
Gülüştük.
Deli Hasan bağırmaya başladı:
— Hatçe’m!
— Hatçe’m!
— Hatçe’m!
Yıllar su gibi aktı. Deli Hasan evlenmiş. O ve yeni evlendiği eşi vefat etmişler. Allah gani gani rahmet eylesin.
Sevgili Hasan, yıllar geçse de aradan seni, köylülerini, orada geçirdiğim günleri unutmadım. Hatçe’m diyen sesin kulaklarımda çınlıyor.
Vefat etmiş güzel dostlara rahmet diliyorum. Saygıyla anıyorum.
Çatkuyu Köylü yaşayan canlara sağlık, mutluluk ve güzel bir ömür diliyorum.
Sağlıcakla kalın.

Henüz Oy verilmemiş

Yorumlar

Yorum ekle! (Bu içerik hakkında şuan ne düşünüyorsun?)

(If you're a human, don't change the following field)
Your first name.
The content of this field is kept private and will not be shown publicly.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Resimde gördüğünüz rakamları bu kutuya yazınız