En son yorum ekleyen üyeler(resimli) | Hemen üye ol, seçkin bir ortama katıl!
mahmutcantekinmahmut...
, ADIYAMAN/
seref_cosgunseref_...
52, Balıkesi
KILIÇ KESKİNKILIÇ...
56, denizli
tahsin_sahintahsin...
64, KAYSERİ
6666
56, Ankara
KelkitliKelkitli
56, İstanbul

İMAMIN ZARARI KIRK KOYUN

MAZİYE YOLCULUKLAR - 241

ÇATKUYU KÖYÜ ANILARI–10

Çatkuyu Köyünün güzel ve şirin bir camisi var.
Caminin minaresini uzakta gördüğümde köye yaklaştığımı anlardım. İçimi bir sevinç kaplardı.
Cami 1860 yılında yapılmış. İhtiyaç duyulduğunda cami onarımı yapılır. Eskiyen yerler yenilenir. Eksikler tamamlanır.
Bu gün cami çok güzel bir ibadethanedir.
Üç yıl kaldığım köyde iki imam görev yaptı.
Musa Aydın Hoca ilk imam arkadaştı. Belli bir süre görev yaptıktan sonra tayinini istedi, gitti.
Musa Aydın Hocadan sonra İmam Hatip mezunu genç bir arkadaş geldi. Evliydi. Küçük bir oğlu vardı.
Şehir çocuğuydu. Köyde canı sıkıldığı zaman yanıma gelirdi. Sohbet ederdik.
İmam Hatip Liseli gençlerin sosyal yaşamlarının, genel liselerde okuyan gençlerden pek farklı olmadığını ondan öğrendim.
Ben, dini eğitim alan İmam Hatipli gençlerin kahvehanelere gitmediğini sanırdım. İçki ve toplumun hoş karşılamadığı diğer davranışlardan uzak durduklarına inanırdım.
Gençler hangi okula gitse de yaşamak isteyenler, gençliklerini yaşıyorlarmış. Genç arkadaştan bilmediklerimi öğrendim.
Afyon İmam Hatip Lisesinde okuyan gençlerin yaşamları hakkında anlattıklarını ilgiyle dinliyordum. Bilmediğim şeyleri öğreniyordum.
Çatkuyu Köyünde Ramazan ayının son günleriydi.
Genç yaşlı, kadın erkek herkes oruç tutardı. Çatkuyu Köyü Yörükleri dinine bağlı insanlardı.
İkindi namazından sonraydı.
Okul lojmanın küçük balkonunda oturuyordum.
Genç imam arkadaş okula doğru geliyordu. Suratı asıktı. Morali bozuk olduğu zamanlarda yanıma gelir, dertleşirdik.
Yabancılık ve yalnızlık zordur.
Ben yalnızlığa çare bulmuştum. Arkadaş gördüğüm kitaplarım vardı. Kitap okurdum. Şiir ve yazı yazardım.
Bu gün bir odamı kütüphane yapmışım. Yedi binden fazla arkadaşım kütüphanede beni bekliyor.
Yeni aldığım, okuyamadığım onlarca kitabım var. Her gün yeni kitaplar çıkıyor. Kitap almaya devam ettiğim için okunmamış kitaplar sırasını bekliyor. Sıra hiç bitmiyor. Bende yeni kitap alma sevdası bitmedikçe, gözümün içine bakan kitaplarım hep olacaktır.
İmam arkadaş okulun bahçe kapısından girdi. Yavaş yavaş yürüyerek balkona doğru geldi.
Kalktım. Karşıladım. Masadaki boş sandalyeyi gösterdim.
Hoş beşten sonra sorumu sordum:
— Moralin bozuk. Suratın asık. Ne oldu?
— Kırk koyun zararım var.
Başka köyde imamın koyun sürüsü var. Kurtlar sürüye dalmış, kırk koyununu telef etmişler diye düşündüm:
— Hangi köyde sürün vardı, kırık koyun birden zarar ettin. Nasıl olmuş, dedim.
Gözüme baktı. Şaşkın şaşkın baktığımı görünce konuştu:
— Başkakimse Köyü imamına yetmiş koyun vermişler. Bu köyde bana otuz koyun verdiler. Kırk koyun zararım var.
Ben şaşırdım:
— Bu köy sana ne diye otuz koyun verdi?
— Mallarının zekâtı olarak verdiler.
— Hoca, o zaman ben yetmiş koyun zarardayım. Bana bir koyun bile vermediler. Benim maaşım varsa, Hoca senin de maaşın var. Cami cemaatinin altı, yedi katı koyun vermişler. Çatkuyu, küçük bir köy biliyorsun. Başkimse Köyü çok büyük. Yani çok hane çok koyun, az hane az koyun. Bizim köyde az hane var.
— Benim Kırk koyun zararım var.
— Hocam, biz öğretmenler sizden daha çok yoruluyoruz. Sabah erkenden okulu açıyorum. Güneş batınca okulu kapatıyorum. Mesai saatleri dışında bedava ders veriyorum. Cumartesi ve Pazar günleri okul açıktır. İsteyen öğrenci gelir. Kitap okur. Tahtada matematik çalışır. Yazı çalışması yapar. Ben de yardım ederim.
— Benim Kırk koyun zararım var.
— Hoca ben altı yıl yaz aylarında kuran kursuna gönderildim. Hocamız beni minarede ezan okumaya gönderirdi. Minarenin basamaklarını koşarak çıkardım. Ezanı okur, inerdim. O zaman mikrofon yoktu. Oturduğun yerde al eline mikrofonu, ezan oku. Zor mu? Cemaat bazen üç kişi, bazen beş kişidir. Maaş al, Perşembelik al, zekât al. Nikâh kıy para al. Ölü güm para al. Mevlit oku para al. Şükür edin Hocam, şükür edin. Bir imamın geliri, öğretmenin kaç katıdır sen iyi bilirsin…
— Benim Kırk koyun zararım var.
Hoca çok üzgündü.
Ben Hocamızın gözü ile zekât işine baktım:
— Büyük bir köyün imamı her Ramazanda iki yüz koyun sahibi olursa, her yıl Afyon’da bir daire alır. Otuz yıl imamlık yap. Otuz daire al. Ben öğretmenlikten istifa edip Afyon’da imam olacağım.
— Büyük köye atamanı yapacak dayı bulmalısın.
— Kaz gelecek yerde tavuk esirgenmez. Dayılar rüşvet sever. Kaç koyun isterse veririm. Ben mi büyütüp besliyorum. Bedava gelen koyundan birkaç tane gitse ne olur.
İmam arkadaş kalktı. Giderken son sözü söyledim:
— Kendini benim yerime koy ve düşün. Ben yetmiş koyun zarardayım. Sen otuz koyun kârdasın… Üzülme!

Henüz Oy verilmemiş

Yorumlar

Yorum ekle! (Bu içerik hakkında şuan ne düşünüyorsun?)

(If you're a human, don't change the following field)
Your first name.
The content of this field is kept private and will not be shown publicly.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Resimde gördüğünüz rakamları bu kutuya yazınız