Afşar Timuçin

SESSİZ DÜŞÜNCELER

Kimseyi aramıyorum kapandım kendime
Kimse de artık beni aramasın
Koşa koşa gelen yazı denizi
Her duyguyu her düşünceyi
Tek başıma yaşarım

Birilerini aradım kapılarını çaldım
Yıllarca belki de yüzyıllarca
Anlatmak istedim kendimi birilerine
Neye yaradı bunca yakınlığım

Sandılar ki onlar olmadan
Taşıyamam kendimi bir yerden bir yere
Oysa benim tek amacım şuydu
Birlikte gidelim güzellik...

ESKİNİN TÜRKÜSÜ

Şimdi öksürtür beni
Yıllar önce içtiğim
O paslı cigara
İçsem de almam tadını

Kokusunu duysam yadırgarım
Anlamam artık bakışından
Dünkü kadar açık ve kesin
Bir biçimde bilsem de adını
Seni bir türlü tanıyamam

Şimdi iter beni
Eskiden söylediğim şarkılar
Bitenle başlayan arasında
Dünyalar kadar uzaklık var

KÜÇÜK TÜRKÜ

Sonra bir akşamüstü çıkıp geldiler
Yepyeni bir sabahı kurmaya

Sana duyduğum sevgi bir akşam
İhtiyar ölümleri gibi geçti kapımdan
Saksıda bir sardunya dalı gibi yalnız kaldım

Ne ağlamayı becerebilmişimdir doğrudan doğruya
Ne senin uğrunda ya da başka birinin
Bıçaklar çekip bıçaklar yemeyi

Ben belki de bilemedim sevmeyi

GÜN DOĞARSA

Gün doğarsa denizlerin üstüne dalgalardan
Güneşin en azından bir umut olduğunu
Duymalısın her zaman

Hep çok uzun bir gemi gibi açılır suda
Bir şey taşır ufuklara, ufuklardan
Çiçeklenir sonsuzlanır
Biliyorsun geçmeden gidemezsin zamanlardan

Gün doğarsa saçlarından saçlarıma
Kavga büyük bir deniz varış yok ufuklarda
Her şeyin en güzeline yazgılanmışız gitmişiz
Gün doğarsa saçlarından saçlarıma
Bil...

İLK YAZ GİBİ

İlkyaz kendiliğinden
Sana hiç sormadan gelir
Dokunsan uçar gider

Az önce buradaydı
Bir kelebeğin kanadında
Bir demet çiçek gibi
Dalın üstündeydi gördüm
Bir yapraktan süzüldü
Dağıldı suyun parlak yüzünde
Sonra yayıldı yere
Az önce buradaydı

Aşk da ilkyaz gibidir
Yaşadığın yerde vardır
Aradığın yerde yok

BİR SERÜVEN TANIMI

Hiç bir zaman yenilmedi geceye
Sevincim de, inancım da
doğru diye bildiğim güzellikler
Hiç bir gün kendinden uzak bir şeye değişmedi

Hiç bir gün yolda koymadı beni
Güvencim ve direncim...
Düşerim sandılar, dönüp baktılar
Gülerek geçip gittim

Evet, ben tek başımaydım
Onlarsa çok yalnızdılar!

GEÇEN ZAMANIN TÜRKÜSÜ

Bir de pisliğin çiçek gibi büyüttüğü
Uyuşuk ve anlamsız otlar var

Ünlü yayınevlerinde
Halka ışık tutan bütün romancılar
Öfkeli öfkesiz bütün ressamlar
Ve bütün ince kemancılar
Büyük adamların anlayışlı eşleri
İnsan pazarının reklam şairleri
Ben gidince geriye kalacaksınız benden

Her zaman böyle olur
Rüzgâr toz bulutları bırakır giderken

İçindeki karmaşayı dünyaya taşıyanlar
Eğri düşünenler, doğ...

SESSİZ AKŞAM DÜŞLERİ

Bembeyaz akşamlara çıkmak
Deniz kıyılarında ya da dağ başlarında
Daha doğar doğmaz sarhoş
Pırıl pırıl bir günden
Akşam gelin gibi süzüle süzüle
Yamaçlardan ağır ağır inerken
Seni duymak, seni sevmek, seni okşamak
Seni konuşmak ve seni susmak
İlk karanlıkla birlikte erkenden
Senin hazırladığın sofraya oturmak
Senin yaydığın çarşafların üzerine
Uzanıp uzun uzun düşünmek seni
Dünyayı yepyeni güzellik...

UT AMERİS AMA

Aşkı kimi açık açık yaşadı
Kimi de düşündü sessiz sessiz
Birileri de kitaplar yazdı
Yazmasa daha iyiydi çünkü bir yüzü
Canavarlar kadar korkunçtur aşkın
Onu rahat odalarda çay içerken
Ona buna anlatanlara bakma
Aşk her zaman üçüncü kişilere kapalı

Aşk her zaman yedi kat yerin altı
Cehennemin dibinde kor çeşmesi
Değdiği yeri yakması o yüzden
Gücü bitti mi soğur buz keser
Sokağa atsan k...

AKŞAM SERÜVENLERİ

Bir seferden döneriz seninle bazı akşamlar
Gün bulutları açık mora boyadıktan az sonra
Bile bile karanlığın bizi kalın örtülerle örteceğini
Son ışıklara dalarız koşa koşa gene de
Sürgününüm, izini sürerim her yerde seve seve
Alacakaranlıkta hem özlemlin hem öksüzün olmak için
Kapanmaya hazırımdır kat kat kendi üstüme

Yağmurdan, güneşten, poyrazdan, uzun yollardan
Biz şimdi gurbetimize çıkıyoruz, ...

Syndicate content