Ahmet Oktay

acı

Acı

Usandım taş basması günler yaşamaktan
yalnızlığımı büyütüyorum korkunç
yani bağırmak sana sulardan.

Her gün yeniden ölmek
elinden karanlık adamların
yalanla, ekmekle, silahla.

MADENCİ LAMBASI

Çalışma masamın üstünde günlerdir:
Eski bir madenci lâmbası. Yerdeydi
nerdeyse üç yıldır. Neden göz önüne
getirdim bu tuhaf gereci? Bir simge mi
aranıyordum, bir göçüğün önsezisi mi
yeşermişti içimde? Zonguldaklı şair
Lütfi Fikri, -Fikri Lütfi miydi yoksa ?-
armağan getirmişti. Adlar! -Kişi, kent, kitap
fark etmez- ; turnusol kağıdıdır belleğin,
onlar da ihtiyarlıyor ve bunuyoruz.

Sürgün kitabımd...

ACI

Usandım taş basması günler yaşamaktan

yalnızlığımı büyütüyorum korkunç

yani bağırmak sana sulardan.

Her gün yeniden ölmek

elinden karanlık adamların

yalanla, ekmekle, silahla.

Üstümüze bakarken çağlar

her çocuk başı okşadığımız

suçlu bizmişiz gibi

büyüyor avcumuzda.

Gözlerinde bile

deniz dibi gözlerinde ölüler

askerler ve gemiciler halinde.

İhtiya...

KUŞ MİTİNGİ

Sonbahardan sonra ağaçlar

Hep duman açar Ankara´da

Saksılarda yeşil bir yalnızlık

Uzayıp gider ev tutsaklığında

Kış boyu rüzgârsız ve çiçeksiz

Ne gün kalır güneşin yüreğinde

Ne şafak ne sabah

Kar altında dilsiz ve sessiz

Bir tohum gibi bekler baharı

Taş üstünde topraksız çaresiz

Sonbahardan sonra Ankara´ya dair

Hep aynı sözler söylenir

Ama yağmur

Yine utanır yağarken

...

SIĞINAK ..

Kaçıp sana saklanıyorum akşam oldu mu
Sana dokununca mı denizleniyor masa
Senin avcıların mı çok hayvanları kovalayan
Sıkıntımın ormanında?

Üç beş günümüz var şuracığında
Nice oyuncağımızı kırdılar
Biz de güzel çocuklardık bahçelerde
Sularda alabalık

Azla avunmaya alıştık
Ne yapalım paramız yoksa
Şarabımız bitince yağmura çıkarız
Kim güzelleşmiyor öpüşünce.

ENVANTER

Çok az şey saklamışım yaşamımda;
ne bir fotoğraf var ilk aşklardan
ne bir mektup,
dostlardan beş on tane;
şunları yazmış Stockholm´den
Demir Özlü 1983´te :
"rahmetli Çiğiltepe´nin oğlunu gördüm
geçenlerde Helsinki´de,
sürüyorum geçmişin izlerini"
Hangi izlerin peşinden gittim ben
içimde bir mahşer beklentisi ?

Çok az şey biriktirmişim yaşamımda ;
hiçbir andaç yok babamdan,
verdigi mi...

BALKON..

Yağmur çiseliyor! Akıp gitsin üstümdeki küf! Yakam bağrım fora. Üç duble votkanın beklentisindeyim; dört şiddetinde bir deprem! ´Mal ve can kaybı: dokuz gökdelen çökmesi ve üç kalp krizi´.
Gündelik nefretin maliyetini kurtarmasa da fena değil.

Yine de güneşlik bir yer istiyorum. Yeşillik bir yer. Herkes Kır´a sığındı. Kent´i bana, benim gibilere bıraktılar: Pisliğim, Çukurum! Hayalin ve Güzelli...

KAÇ KİŞİYİZ KENDİMİZDE

Pavese, Malcolm Lowry. İkizlerim.
Gece de sonsuz değil,
kötülük de. Ben de denedim.
Lav fokurdarken, gidip geldim
delilikleri. Bin vampir besledim
şuramdaki inde. Sövdüm
ve şehvetle öptüm her Meleği;
ah! Bilemedim.
Kaç kişiyiz kendimizde
Karabasanlar yaşattım
beni sevenlere,
bir hataydım, besbelli.
İçimdeki ölümden
içimdeki ölümden
içimdeki ölümden ürettim her şeyi.

SIRADA

Uzat saçlarını gecenin balkonundan
isteğimin çok tüylü suyuna.
Bir orman gecesinde
bir kar gündüzünde,
gördüm nasıl süzüldüğünü
yırtıcı ölüm kuşlarının.
Hadi uçsun memelerindeki güvercinler
hadi cennet ülkeni sun.
Kardeşliğin şarabını istemiyorlar
söyle kaç sofra kaldı kurulu?

Baktıkça içleniyorum fotoğraflarına
yüzlerini öpmüş anneleri ayrılığa benzer
çilekeş kadınlar rüzgârlarına vu...

ANI

Yazdı gözlerimi yumduğumda, öğle sonrası;
dayımdı dutu silkeleyen, çarşafın dört ucunda
Dört kadın; herhalde komşu kızları;
dedem de su çekiyordu kuyudan,
Hamidiye´nin güvertesindeydi sanki,
oysa abdest alacaktı birazdan.

Ah! Sonsuz biçimler veren bize
Bellek ve Zaman.

Syndicate content