Ahmet Oktay

TUHAF DUYGU

Dolaşıyorum ne zamandır

kalbimde bir gül kesiği;

ıslak bir tülbent koy göğsüme

emsin büyüyen o siyah lekeyi;

çoktan döndüm gittiğim gurbetlerden

yine de

içimde kanayan bir sılanın sesi.

SÖZÜN YURTLUĞU

"Ne yazıyorsun?" diye soruyor
geçen günkü çocuk: usulca
açmış bir haşhaş çiçeği
çitin yanında. Öğle sonunun
dinginliğinde yankılanıyor
soru. Yaşam böyle apansız
kuşatıyor Sözü: daha yolunu
sorarken yele, kerteriz ararken
geri dönmek için. Çünkü bir yurt
gereksinir söz de: unutulmak
ve yeniden bulunmak üzre. Yazgı bu!
Kovulmuş ve yargılanmış adına
konuşana ne mutlu. Dönecek olan
odur çiçekler içind...

BİR PORTRE İÇİN TASLAK

Gece bir geyik bahçesidir bazan
ürkek, korkulu, nefes nefese,
çünki hep birileri gelecektir
hep birilerine gidecektir
düşlerin ve şarapların üstüne.
İşte düş de, şarap da bozgunda,
tatsızdır camın önündeki deniz
süzülen martılardan ne çıkar?
Geldiler gürültüleriyle
beşli, onlu bir cansıkıntısı.

Hiç kıpırdamaz, hiç anlamaz
çünki biz demek ben değiliz
kuşun nasıl uçtuğunu bilmeyiz
bir ...

KADINLAR ÇIKMAZI

Yarım bir aşk, yarım bir dudaksın
sıkıntılı ikindi yağmurlarında
her yeni erkekten sonra daha erkeksin
tuzlu inciler dolu
kuş uçmaz mavisi gözlerinin.

Işıklara çarpıyorsun sokağa çıksan
şehrin korkusu büyüyor pencerelerde.
Avuntusu yok erkekli yatakların
ne olur gitme
daha kaybolacaksın.

Bir yanın şarkılar
kan tutmaları öbür yanın.
Gülerken iki kadeh arasında
nasıl ağladığın anlatılmıyor.
Ne olu...

MADENCİ LAMBASI

Çalışma masamın üstünde günlerdir:
Eski bir madenci lâmbası. Yerdeydi
nerdeyse üç yıldır. Neden göz önüne
getirdim bu tuhaf gereci? Bir simge mi
aranıyordum, bir göçüğün önsezisi mi
yeşermişti içimde? Zonguldaklı şair
Lütfi Fikri, -Fikri Lütfi miydi yoksa ?-
armaÄŸan getirmiÅŸti. Adlar! -KiÅŸi, kent, kitap
fark etmez- ; turnusol kağıdıdır belleğin,
onlar da ihtiyarlıyor ve bunuyoruz.

Sürgün kitabımd...

ACI

Usandım taş basması günler yaşamaktan

yalnızlığımı büyütüyorum korkunç

yani bağırmak sana sulardan.

Her gün yeniden ölmek

elinden karanlık adamların

yalanla, ekmekle, silahla.

Üstümüze bakarken çağlar

her çocuk başı okşadığımız

suçlu bizmişiz gibi

büyüyor avcumuzda.

Gözlerinde bile

deniz dibi gözlerinde ölüler

askerler ve gemiciler halinde.

İhtiya...

Syndicate content