6666
56, Ankara
drozakdrozak
48, yalova
hamburgluhamburglu
, hamburg
pakize bilginpakize...
25, Malatya
paşa6634paşa6634
50, istanbul
mahmutcantekinmahmut...
, ADIYAMAN/
idriscaglaridrisc...
, Elazığ
tahsin_sahintahsin...
64, KAYSERİ

Aydın Hatipoğlu

AKŞAM

Ürperen denize kavuşan akşam
Ne çok yalnız adam çiziyor ufka
Ne çok yalnız adam ne çok kadın ne
Yitmiş umutlar gibi bir günü noktalayan

Hiç sevinçler göğermez mi bahçelerinde
Acı ve hüzün taşıyorlar durmadan
Nerde çiçekleri ellerinde nerde inançları
Birden geceye bulanıyor saçları

Hâlâ gülüşlerini arıyorlar aynalarda
Hep ölüm hep karanlık hep korku hep

DİLLEŞMEK

Savrulan saçların gibi savurur
Uzak iklimlere sesin sesimi
Güneşe koşan yağız çocuklar
Dilleri yüzyılları soluklar

Neler der toynakları incecik
Akıtması apak sevgililer kuytuda
Kavgalarda ilençlerde ne derler

Duruşu onurlu bir başkaldırış
Sekişi kaçınılmaz bir boyun eğiş
Sevgileri kardeştir sevgilerimize
Sövgüleri sövgülerimize benzer

Gelir sıcacık türkülerim
Seklavi eşkin yürür dünyaya
Toprağı...

KARA...

Kara
Kara/nlık
Çözülüyor tel tel
İpek bir şalın dalgalarında
Parlayıp sönen yıldızlar
Yansıyor laciverde

Kara
Kara/nlık
Bir keman akıyor ırmakta
Kadife gözleri kara sürmeli
Bir çingene kızı bakıyor
Uzayan kıvrılan savrulan
Yılan dilli alevlerin ardından

Kara
Kara/nlık ışıyor
Geceye ay vuruyor
Irmağa gün
Dökülüyor büklüm büklüm
Ak yuvarlak yamaçlardan
Kırk örük kırk ibrişim
Şavkıyor şafak
Dağlanıyor ellerim

YAPRAK

Karanlık sıvışıyor
Korkunun denizleri saydam değil
Uyanıyor düşlerinden ırmaklar
Suda hüzünlü bir yaprak
Okşuyor saçlarını duygusallığın
Bir çiçeğin maviliği
Doyuruyor ergenliğimi

Karanlığı bir çam dalı başlatıyor
Önce ormanlar vardır
Dalgın çocukların sevdalarında
Rüzgarlar mı taşır hala
Eski çağlar baltasını
Gecenin bahçelerinde
Irmak kımıldıyor
Suda sevdalı bir yaprak
Ölümün tar...

SUSKU

Sis susuyor
Dallarına şeytan uçurtması takılan ağaç
Örtüyor sisin sessizliğini
Hüzünlerle ıslanan uzun bir es
Sürüklenen bir kuş ölüsü kaldırımda

Kadın susuyor
Sabah
Gün suskuya bulanıyor
Tek başına karşılıyor kurumuş bir hayatı
Ah o çocuk ağlaması dolduruyor sokağı
İhanet /bir de sevda/ susmuyor
İyi ki susmuyor iyi ki
İyi ki tırmalıyor kanatıyor parçalıyor

Karanlık susuyor
Ölüme ulanan kızıl sa...

VAPUR...

Seherdir
Sokaklarda kendine şaşan tek tük ayak sesleri
Kimi kez tarlalar sürer gibi
Dalıp gider çizgisine cıgara dumanının

Bir vapur kalkar istanbuldan
Her yanı istanbul olan bir vapur
Döner çark
Döner çıkrık
Canavar düdükleri
Polis düdükleri
Ve vapur
Uzak
Buruk
Kanar yüreğinde yanık bir sevda türküsü
Yüreği
Kırık
Sanki yenicamide bir güvercin vurulur
O saat venedikte güvercinler...

SON DEĞİL

Yatıyor boylu boyunca
Ne yanıyor ateşler içinde başı
Ne buz kesiyor ayakları
Yürümüyor damarlarında kanı
Canı yanmıyor
Uyanmıyor -ne kadar uyandırmak isteseniz-
Yarı aralık gözleri görmüyor
Sarmış kara bir kefen gibi
Karanlık her yanını

Ağır
Suskun
Sağır

Gülmüyor ağlamıyor
Sevinmiyor üzülmüyor
Bağırmıyor
Ne sevgi ne nefret
Ne korku ne acı ne umut ne karamsarlık
Onu ilgilendirmiy...

BAHARDIR

Seher yeli
Söyle senin bülbüle
Bıraksın artık ağlamayı
Geceyi yırtıyor nerdeyse şafak
Eli kulağında domurların
Bahardır

Nah işte
Tohumu saklayan toprak gibi
Yuvaları kuytularda bekliyor
Güneş ülkesinin kuşları
Sıyırdı mı kılıç kanatlarını
Bahardır

Sabrın dervişi
Koca çınar
Gün görmüş gövdesiyle dinelip
Tazecik yapraklarını açar yine
Bahardır

Söyle seher yeli
Söyle senin bülbüle
Umudun şarkısını...

ÜSKÜDAR

Ak libasına sarınmış lacivert akşam
Sönmüş yangın ıssızlığında karşı kıyı
Işıltıyla bakıyor tambur rengindeki cam
Dingin gülüşünün derinliğinde

Durmadan akıyor ve sürüklüyor anlamı
Ahşabına zamanı sindiren yalı
Yakamoz titreşiminde karar kılan
Hüznü hüzzamda vuran bir ses aramalı

Eski ormanların yetim dalları yaban
Tutuşmuş bir nefes huruç ediyor
Yankılanan ezgisi takılıyor ağlara
Su sesi saydamlığında bir bakıştır o an

AŞKTIR BU DERDİN DERMANI

Sevgiden sellerin sesidir senden gelen
Dağ delen susuşumu duysan tanıyacaksın
Seni kavgaların içi gibi sıcak buldumsa
Saf dışında kalmak nedir anlayacaksın

Düşlerimde yüzü kaldı küçük hayvanlara özgü
Yüreğimde közü ılıtır içerim
Aşktır bu derdin dermanı aşktır bu dağların kızı
Sarar durur dört yanımı yunus gibi bir sızı

Hüzünlü bir denizde yıkıyorum gözlerini
Sesini düşlemiyorum kimi zaman telle...

Syndicate content