Behçet Aysan

UNUTULMAYAN

durmadan taşırdım yanımda üç şeyi

iri çakıl tanelerini, çatlamış bir narı

bir öpüşün bıraktığı harlı lekeyi

ipekten

çalınmış

umutlarla taşırdım

ah sevgilim derdim, ölüm

ne kadar çoktu yaşadığımızda.

bize hep beyaz mendil

sallayan

ölüm ki,

iki kapısında

haki bir yalnızlık

dikilirdi

ve hatırlatırdı

bize, güz kuşlarının

uçup gittiği denizleri.

...

KARANLIKTA NAKIŞ İŞLİYOR KIZLAR

karanlıkta nakış işliyor kızlar
kızlar yasak düşlerde yalnızlar

o şakalarında saklı elması
büyüten aynalarında çatlağı

yalnızlar

mor bir ayrılığa gazel söyleyen
turuncu bir aşkla lacivert kedere

yalnızlar

siz de kucaklayın yağmurun sesini
akasyalar da açar bir gün gelir

yalnızlar yalnızlar
karanlıkta nakış işliyor kızlar.

TARİH YAZMALARI

Demdi
bir bedahşan lal.
yanmış meşeye eğilmede
doğru yalana, sevda acıya
inci mercan firuze
kile ve kirece
ve şerbet kana
altın sırmalı sündüs
eğilmedeydi ketene.

Demdi
yosunlar suları
sular yosunları emdi
ve insanlar
forsa bir deniz anasının
memelerinden
somurmaktalardı kederi.

Demdi
ve onlar beklerdi
ki bir gün ses uykudan uyanır
dal eğilir ışık kıpraşır
gün değer
yaşamak sal...

DÜELLO !..

parçalanmış bir aynada
nakışları esmer bir yüz
yansısını görüyorum
perçemleri akdenizli
bakışları simli sündüs
parçalanmış bir aynada.

ah! benim bu deliliğim
ıssız bir ada arıyor
yanaşıp çıkınca, şaşkın
dolaşmış çok önceleri
yabanıl ayak izleri
ah! yazık orda binlerce.

titrek bir mum ışığında
yeniden sarsak yüreğim
asla anmayacak aşkı
bir kez daha yapmayacak
yine çarpıp kayalara ...

AŞK İÇİN PRELÜD-2-

sevdalar vardır
derin kuyularda
eski sarnıçlarda
yaşar
gün görmüş
acılar bilmiştir

direnir

kim bilir kaç işgal geçirmiştir

yurdum gibi.

BİR KİRAZ DALI

bahar mührünü vurmuş leylaklar
açmış, uzansam bir kiraz dalı
içimde koşup duruyor bir maral
gelincik tarlaları çığlık çığlığa

oralardan geldim baş eğmeden
gecelerin kımıldayıp sonlandığı
ışık ışığa mor kanatlı kelebeği
küflü duvarları bilirim voltaları

suskun küflü duvarları kan sıçramış
çakıyla takvimler kazınan, günler
saatler, dakkalar-

bitmeyen zaman

ağarmış kireç oyuklarında
soluk renkli sözcükleri.

SEMENDER

kurtarılmış bir kalptir taşıdığın
senin, ne bakırdan bükülmüş
ne de geçirilmiş bir değirmenden
kimselere benzemeyen.

kurtarılmış bir aşk yaşıyorsun
sen, ne paranın kiri sinmiş
üstüne, ne yalan safran gibi
almış rengini onun.

hiçkimse de olmayan bir aşk

alevlerle
sevişen
bir semenderin kalbi gibi.

AY DÜŞÜNCE

ay düşünce denize
seni hatırlarım
ince ince yağan yağmur,
iskeleye yanaşan vapur
haydarpaşa garı
seni hatırlarım
ay düşünce denize
kalbim çarpar, telaşlı
bir kuş olur, siyahlar içinde bir kadın
ve yakasında ipiri kırmızı bir gül
seni hatırlarım
ay düşünce denize
söylenmemiş sessiz
bir şarkıydım, tozup
giden bir ilk kar
solgun begonya
kalkmak üzere bir tren
seni hatırlarım

ANIŞ

yıkık manastırın orda
kalbim ki,
o da
yıkıktı.
bir keşiş bıçağıyla dağlanmış
çiçekbozuğu,
çopur -
bir hayat
acıtıyordu beni sevgilim.
her şeyin
hüzne vurduğu yerde
bütün saatlerin,
kuzguni bir denizi çoğaltarak
hayat
acıtıyordu beni.

DIŞARDA KAR

kar yağıyor dışarda
sokak lambasına düşüyor
ve serçeler
üşüyor

kenarları hafifçe yanmış
sayfalarına kan
sıçramış
bir kitapta
nâzım hikmet
okuyorum.

dışarda kar yağıyor
ve dağ lokantasına
gidiyor
zengin
kasabalılar.

kar yağıyor dışarda
mektubun yeni gelmiş
istanbul
kokuyor.

dışarda kar yağıyor
seni seviyorum.

Syndicate content