Behçet Aysan

DIŞARDA KAR

kar yağıyor dışarda
sokak lambasına düşüyor
ve serçeler
üşüyor

kenarları hafifçe yanmış
sayfalarına kan
sıçramış
bir kitapta
nâzım hikmet
okuyorum.

dışarda kar yağıyor
ve dağ lokantasına
gidiyor
zengin
kasabalılar.

kar yağıyor dışarda
mektubun yeni gelmiş
istanbul
kokuyor.

dışarda kar yağıyor
seni seviyorum.

REDİF KIŞLA SOKAĞI

redif kışla sokağı güneye bakar
küçük bir anadolu kasabasında
ve mor benekli
kelebekler gibi
uçuşurdu
tozlar
galiçya
çok uzakta.

redif kışla sokağı güneye bakar
önünden boz bulanık sular akar
ve eşiğine oturmuş
dolunayı seyreder
yemenisi kanlı
kadınlarla çocuklar
yemen
çok uzakta.

redif kışla sokağı güneye bakar ...

BEYAZ BİR GEMİDİR

sen bu şiiri okurken
ben belki başka bir şehirde olurum

kötü geçen bir güzü
ve umutsuz bir aşkı anlatan

rüzgarla savrulan
kağıt parçalarına
yazılmış

dağıtılmamış
bildiriler gibi

uzun bir yolculuğa hazırlanan
yalnız bir yolculuğa.

çünkü beyaz bir gemidir ölüm

siyah denizlerin hep
çağırdığı

batık bir gemi

sönmüş yıldızlar gibidir

yitik adreslere benzer
ölüm

yanık otlar gibi.

Sen bu şiiri ...

KADER ATLASI

nilüferler niçin suya eğilir
ve niçin
kavruk otlar gibi
tutuşur
o ilk sevdalar
söyleyin bana
ey kitaplar.

bana söyleyin
kim var
aramızda
biraz ölmeden
bir türkü tutturmuş giden.

ya kırmızı şapkalı
gelincik, senin için
göz açıp kapayıncaya
yiter şu bahar
hemen
ölüm gelir
yükselince sular.

söyleyin bana
ey kitaplar

var mı
kederin atlasında
tarçın kokulu bir şehir
inmemi...

GÜVERCİNLERİ SEVİNDİRİN

her sabah
uyandığımda,
gördüğüm düşü hayra yorarım
açmasına açarım da
göğsümün altın kafesini
korkarım
ya bu gece
güvercinler
yüreğimden başka bir ülkeye
göç etmişlerse.

çünkü, ben ilyas
hasköy´lü -
kör ilyas,
şu koca istanbul şehrinde
yenicami önünde
sanki dünyanın bütün
açlarını
doyuruyormuş gibi
gururlanan bir sevinçle
darı satarım
savrulması için güvercinlere.

KANLI ZAMBAK

onu vurdular, gözümle gördüm onu
ak bir zambağa binmiş gidiyordu
gidiyordu

zambak dur, sana da bulaştı kan.

bir damla gözyaşından
doğurmuştu anası onu

bir avuç sevinçle
büyüttü

bir avuç hüzünle
nice zorluklar

nice ayrılıklar
ve saçlarına beyazlar
düşürerek.

onsekizindeydi
bir sevgilisi vardı

aynı mahalleden
eyüpten

henüz öpememişti bile

konfeksiyonda
çalışırdı.

onu vu...

AŞK İÇİN PRELÜD -4-

sen yanıma gelince
bahar

dallarını kuşanır

zümrütten bir
zümrüdüanka

kanat vurur içime

solar kanla işlenmiş

narçiçeği
kanaviçe

sen yanıma gelince

ve nakkaşlar

yüreğimin nakkaşları

yorulup

uzun bir uykuya dalar
sen yanıma gelince.

ATEŞ DERESİ

-ceyhun a. kansu´ nun anısına-

ateş deresi iki tepenin arası
uzak kıyılarında şehrin, varoşlarında
kirli sarı dumanlar yükseliyor
bacalarından.
paslı
çinkolarla kaplı çatılarında
geçen yazdan kalmış uçurtma
kuyrukları.

yağmurlu bir öğle üzeri geçtim
çamurlu yollarından
bin dokuz yüz seksen birin şubatı.

on bin işsiz yaşıyor burda
yozgatlı, erzu...

AYNA..!

kırılınca bir büyük ayna
şarkılar da yarım kaldı
büyü bozuldu, durdu saatler
suda suretimiz asılı kaldı.

yoktu, şehirler gezdim ülkeler
düşlerim sahipsiz kaldı
ve şimdi kim bilir nerdeler
gül güle değdi solmuş kaldı.

anıları öğütür değirmenler
bir aşk söyleyin ki bana
daha başlarken öl demeler.

kırılınca bir büyük ayna
aşk bitti şarkılar yarım.

AYIŞIĞI CİNAYETİ

sokak fenerine asmış kendini
ay ışığının
biri
şehrin
ortasında

ölmemiş
hala dipdiri.

bir tek yıldız yokken
gökyüzünün hurcunda

turuncu bir ay
yalnızca

çıplak soyunmuş
bütün örtülerini.

niye yaptın ay
ay ışığı

sızmıştı bir saat önce
gözlerimle gördüm
yanında
şarap testisi
ve bütün şarkıları

bir türlü
söyleyemediği.

asmış kendini.

Syndicate content