Cevat Çapan

KUŞ BAKIŞI

O göçebe kuşları da merak ederdin sen,
yılın hangi ayında geldiklerini,
gelirken hangi enlemlerden geçtiklerini,
yuvalarını nerelerde yaptıklarını...
Turuncu, altın sarısı, siyah tüylü o kuşlar.
Onları anlatırdım sana kış geceleri,
aştıkları lacivert denizleri,
adlarını uydurduğum kimsesiz adaları.
Arslanlar kükretirdim geride kalan ormanlarda,
filler dolaştırır, timsahlar dövüştürürdüm
...

BÖLÜNMEYEN BİR SESSİZLİK İÇİNDE

Öyle seviyor ki susmayı,
sözcükleri öyle seviyor ki,
lambasız kalabilir geceleri,
kışı uykusuz geçirebilir.

Esrikliğin
değişen yoğunluğu onun için her mevsim,
rüzgârlar
yoğunluğun dalga dalga esrikliği.

Derken gemiler yanaşıyor
-çok yorgun bir fırtınadan
bağrının rıhtımına-
sürgünden dönenlerle yeniden
yaşamak doludizgin.

SABAH

Son yağmurlar da dindi dinecek,
yazın habercisi kırlangıç
saçakta
senin o atlıkarınca gülümseyişinle.

KAYIŞ KASNAK VOLAN

Yaka bağır açık oturuyorum arka bahçede.
Yıllardır açmamıştım yakamı bağrımı.
Sanki bu bahçeyi de çoktan unutmuşum,
şurada teneke saksılarda fesleğen olduğunu;
bir zamanlar,
çocukların oynadığını tahta çitin ardında.
Bir ölüm sessizliği ölümlerden sonra.
Kuşlar da konarmış komşunun kurumuş ağacına.
Nerdeyse denizi göreceğime inanacağım
başımı kaldırsam.
Kötü günlerin iyimserliği bu.
Kaç...

KUŞLAR MIDIR ONLAR ?

Buradan
Bu külrengi düzenden uzakta
Fenikeli martılar olmalı
Sevişen,
Sevişmeyi düşünmeden.

WITTGENSTEIN

İçimin içime sığmaması
Canevimde çırpınan
Küçücük bir kuş
Olmasından mıdır aklın?

KİRLİ BİR PENCEREDEN

Herifçioğlu Zaloğlu Rüstem´in gürzü gibi
havale ediyor ilk soruyu üstüne,
sen, diyor, Orhan Kemal´in cenazesine gitmişsin?
Hafif yana çekilerek karşılıyorsun
dürzünün gürzünü, aklında "Baba Evi", "Avare Yıllar",
bereketli toprakların sevdiğim bir yazarıydı, diyorsun.
Gözün pencereden görünen Şirket-i Hayriye vapurlarında.
İkinci soru da ölülerle ilgili,
Lütfi Erişçi´nin cenazesine de?
Evet, birlik...

DÖRTNALA SESSİZLİĞİN İÇİNDEN

Tan yeri ağarırken ulaştı ulaşacağı menzile.
Çocuklar evlerinde gözlerini oğuşturuyorlardı
düşlerden arınmak için -
doru bir kısrağın ardından koşmuşlardı az önce;
uçurumların ucunda durmuşlar,
bulutlara tutunmaya çalışmışlardı korkuyla.

O da atını bir han avlusuna bağladı.
Anladığı bir dil değildi duyduğu;
gene de yabancı saymadılar onu karşılayanlar.
Uzak bir bahçedeki kuleyi göster...

BUKAĞI

Yeniden bir su boyunca yürümek
Elinden tutmak bir çocuğun usulca
Birlikte solumak menekşeleri
Dağlarda kayaları kıracak

Birden dağlar iniyor sulara
Sular güneşle ışıyor birden
Yayılmak sulara ve dağlara
Zindanlar boşalmışçasına

ÇÖL

Ne zaman
bir masa başına otursam
sana birşeyler yazmak için
çocukluğumda seyrettiğim
cambazlar geliyor aklıma
elimdeki kalem
birden
o sırık terazi gibi uzuyor
ve ben
çok geçmeden
o usta cambazdan uzak
acemi bir palyonço gibi
boşluğa yuvarlanıyorum
düşlerin yaylanan ağında.
Sonra,
görünmeyen seyircilerimin
kahkahaları çınlarken
kulaklarımda,
kulaç atmaya çalışıyorum
kurumuş bir gözyaşı denizinde

Syndicate content