Ece Arabul Günel

KÖRPECİK DALINDA

Körpecik dalında
Tüyü titrerdi
Sabah çiği
Islak serin alnında
Onaltı yaşında delikanlı
Yüreğinde gülüşü
Aymazlığı sevdaya
İpince gözyaşı
Soluk ayışığı olmuş kız
O kadar uzak ki durulmaya.

ŞAŞIRDIM

Çevrenin sessizliğini çektim içime
Her ayak sesimi
Önce ben yadırgadım
Sonra evren..

Bütünleşemedim
Boşluk korkuttu
Dünya yığıldı üstüme
"Bu ben miyim? " dedim.

TAKILI KALIR

Küçük bir kılçık gibi takılı kalır
insanın yüreğinde,
tamamlanmamış bir aşkın öyküsü,
belki de hiç başlamamış..

SİNEK

Fanusun içinde
Olancası
Cama vuran
Bir sinek kadar varım.

ANI

Kırıktı sertti saçları
Bakışları acı yeşil..

KIRIK

Bıçak gibi yalnızlık damarlarımda
Çizgi çizgi duyulan
Arıyorum kendimi..
Benim olan ortamdan koparan
Umutla
Nasıl da ürkek
Yaşama sızıyorum..

Bilinçlenip kavradıkça kendimi
Sürükleniyorum daha bir çıkmaza
Uğraştan yine de çoğu kez yılgın

İlerleyiş, sunular
Neye göre değişim?

Olabildiğince uzaklaşmak
Ve yitirmek ruhunu buzullarda
Kırgın son kez bakıp yaşama
Ayrılmak istiyorum.

MİNELİ

Saksağandır yüreğim
Anılar toplar
Aynalı bir konsol üstünde
Gece teri, sümbül mavisi, kış güneşi
Bir mineli kutu ki
Ne varsa onda
Silinir geçmişi

BAHAR

Bahara karşı durmuşum

Baştan ayağa çavlan

Baştan aşağı köpüklü su

Bahardır karıştı hava

Ya bir yaprak ya bir kuşum

Puslu bir orman çağrısı

Gelmesen olmaz

Gelsen

Uçurum olmuşum..

BENİM DERİNLİĞİM

Yağmur kokusu düşlerim
Yapraklarım çil döküyor
Nerede sanki ilk gençliğim
Çapamı saldım
Bir bardak su derinliğim

TOPRAK ÖRTÜSÜ

Eriyen tunç gibi sevgim
Özlemimle ısındıkça genleşiyor
Kabına sığmıyor; çatlatıyor yüreği
Gizemli korkularım derinlerde
Canlılık sis perdesi

Çekingenliğimi yıkan tutku
Bana, beni yaradana
Köküme tomurcuk

Yaşam süzülen yağmur suları
Akıtmadan sığınabilmek
Tutunabilmek bir damlaya
Yitirişin baltaladığı

Umutta süregenlik
Veriş mi yoksa alış mı annemden
Sızı, elmas gibi işleyen beni
Çiseleyen yapraktan
Toprak örtüsü

Syndicate content