Sadık YılmazSadık...
36, İSTANBL
nesimseknesimsek
49, Ankara
mahmutcantekinmahmut...
, ADIYAMAN/
pilotpilot
42, Dalaman
drozakdrozak
48, yalova
beriwanberiwan
, Wan
6666
56, Ankara
kemaldoganaykemald...
59, Tokat Zil

Enis Batur

SİZİN İÇİN KESTİM SAÇLARIMI

I

Femme vous suis-je,et de grand sens.
Sizin için kestim saçlarımı.
Yıllardır uzattığım.
Sizin için durdum ilk, dinlendim.
Yıllardır yorduğum.
Açtım sizin için bekledim,
sizin için güldüm bir tek, sustum.
Yıllardır durduğum boşlukta
femme vous suis-je, et de grande songe
indiğim merdivende
gecelere tuttuğum ışıkta
sizin için umdum, umursadım.

Sizin için yaktım bu ateşi,
besledim yı...

ORUÇ

Bir tabak tarhana koydu
önüne, bir avuç maydanoz;
parmaklarını tuttu, bileğini,
kolunun içini öpüp bıraktı,
soğanı kırdı, böldü ekmeği ve
bekledi: Zaman hızla içine
akıyordu.

"Bu seferî gövde sana birikti"
dedi, duyulur duyulmaz
bir sesle.

ÖLÜ ŞİİRİ

<> derdi, şüphe yok,
Priene´yi görse Kavafis, bir çırpıda:
Yalçın dağa sırtını vermiş şehir,
başka hangi güç çıkartabilirdi oraya
bu gür mermer külçelerini, başka
hangi neden özendirirdi sonsuz ova
ufka uzanırken tırmanmaya, dimdik?

<> diyecekti yaşlı şair
besbelli: Yazabilseydi <<ölmeden önce
yazmam gereken 25 şiir daha var>>
demişti, hiç değilse bir tekini.

LE ROUGE ET LE NOIR

Eskiden bir bahar vardı, lavta ve arp,
düşmezdi elimizden Le Rouge et Le Noir;
üşürdü kadınlar, ellerimiz eldiven,
atkıydı kollarımız engerek soğukta,
karakışın ardından çözülürdü yumak:
Tuz ve tütsü, kül ve duman, kelimeler,
sesler ve tınılar ve gece: Gecenin
sonunda ışık vardı.

Le Rouge biraz daha kanadı sonra,
Le Noir koyuldu biraz daha: Aynı
çıplak at gelip sırtına aldıydı zamanı.
...

BAŞKA YOLLAR

Bazı yolculuklarımı Gece`ye benzetiyorum ben.
Kendi karanlığımın, ama bir başkasının uykusunun içinde başlayan, gelişen seferler onlar.
Kaybolmaktan, kayboluştan söz etmiyorum tam; aramanın, yaklaşıyor olma duygusunun çekirdeğinden eksik olduğu birkaç yolculuğun yanından geçtiğim oldu, ama hiçbirini Gece`yle, gecelerle örtüştüremedim bu nedenle (...)

Dönüp, dönenip duruyorum olduğum yerde; göv...

FUGUE XIII

Zaman da değil

Gidilebilse, ne çok iz kalıyor geride.
´Belki zaman´, diye düşünüyor adam:
´Zaman eksiltebilir birikeni´. Oysa ne
zaman, ne de ona benzer şeyler - ona
benzer şeyler? - silebiliyor mekana
sinenleri. Eşyalar değiştirilse de, yeni
badana yaptırılsa da değişmiyor ağrının
kurduğu sıra: Değişmiyor çünkü sokak
adları, değişmiyor şehirler ve insanlar,
dünden bugüne inatla yürüyen...

AMAZON

Gecemden uykuyu söküp aldılar,
yüzümden gamzeyi: Aynalara
durdum günden güne,
boy aynalarına serdim pozumu,
vitrinden vitrine bir cinnet,
gezdim: Mevsim sonu gelirken
mankenler bile çıplak, tamamdı.

Geceme uyku verdiler sonra,
göğsümdem söküp aldılar kem
yengeci: Gidip geliyordum ki
eksik
sisli aynaların içinde, duydum
Yengeç´in kirbaçsıi sesini:
´Neslihan bir Amazon şimdi´

BİR KIŞ MESELİ

Vur, vur, o an toparlanır
katı düş, sis:
Bir gül yarasıdır kılıcın
eriyik gözde açtığı.

Mevsim bitiştirir siyah lekeleri
birer halka gibi kör zincire,
ki kılıç
bir yara daha açar düşe, vur,
vur, toparlanır uykumun
eş soluğu.

Bir kış sabahı, buğu ve tütsü,
´deniz kıyısında bir çöl
ülkesi´ne yol, at terkisinde
bulanık bir bedevi kimliği
geliştirir savruk bellek, kar
arttırdıkça artt...

BEYAZ SAYFA

Bir okur yakınıyordu: "Şiirlerinizde

çok sayıda özel isim geçiyor: Yabancı kentler,

insanlar, hatta bazen de kelimeler". Onu dikkatle

dinlemiş, birşey anlayamamıştım. "Neden Bruges

ya da Monteverdi´yi yabancı buluyor da,

mürekkep ya da tılsım geçince

o kelimeleri, anlamlarını, anlamlarının

berisinde örtünen erden yüzlerini tuttuğuna

bu kadar çabuk inanabiliyor acaba?" demiştim

ke...

FUGUE IV

Ben daha yokum ´Sizi kendi şehirlerime götürmeliydim´ demişti adam. ´Kendi sokaklarıma, çıkmazlarıma, durmadan taşındığım, hiçbirini unutmadığım evlere´. Donmuş gibi dinlemişti. Saydığı şehirlerin hepsini su ikiye bölüyordu. Andığı sokaklar hiçbir rehberde kayıtlı olamazdı. Evlere gelince: Onları belki unutmamıştı, ama bir daha uğramadığı nasıl da belliydi. ´Ben yokum´ demek istemişti birden, ´ben...

Syndicate content