nesimseknesimsek
49, Ankara
aslan özçelikaslan ...
42, ist
meryemmeryem
,
kıratlıkıratlı
39, burdur
abdurrabdurr
58,
theressamtheressam
, Mardin
Rukiye KaramanRukiye...
32, Afyon
aslihan schneiderasliha...
27, stuttgart

Enis Batur

NEGRESCO,1915

Denizin karşısında taştan bir ironi.
Lüks bir otel olarak yapılmış burası,
Barış´ın sonunda. Şimdi başındayız
Savaş´ın: Tek bir kişi kalana dek
sürecekmiş gibi uçuşuyor top mermileri
uzakta. Uyuyamıyorum geceleri. Odaları
dolduran inlemeleri dinledikçe, ağrının
terk ettiği bacaklarıma bakıyorum mum
ışığında. Bu kış daha sert geçecek diyor
kepenklerin arkasından homurdayan deniz.
Biliyoru...

KAYNAK MESELİ

Ağacı derisinden sıyırıyorum.
Bir iklim gelgiti içinde gelişiyor
günün çıbanı: Kor siyahın bünyesinde
çoğalıyor meşin derin deri izi.

Bu neşeyle kanı denetleyen
yaşlı çocuk umutsuzluğa çiziyor
etin eksenini.
Coşuyor, ürküyor belki, usulca
yayılıyor ateşin, yalımın katsayısında.

Soruyor:
Gneşin sızdığı çatlakta mı ışık?

Başka bir kaynak mı
yarımadadan suya doğru
başınabuyruk?

Bili...

TOPAÇ KISSASI

Nicedir gördüğüm, varlığının sessizliğine alıştığım, herkesin ona idiot de la famille olarak alıştığı adam
geçen gün kızmıştı. Kaldırımın ortasında durmuş, gelene geçene sesleniyordu, ünlemle: ´Mecbursunuz! ´.
O tek sözcük, sonsuz bir ivmeye ayarlanmış bir topaç gibi beynimin içinde dönüyor günlerdir. Yenilmez
kara kamu yasası bu: ´Mecbursunuz! ´ İki ucu sivri bir bıçak aslında: Ya kabullenmeye...

DÜŞÜK NİNNİ

Beli bağlanmış anneler babalar
için de bir ninni düşmeli;

Abélard´dan Heloise´den sözetmeden
yumuşak, umutsuz bir nota bulmalı
Doğuma muska kurup karayazı kırmadan
çocuğun olması mı ölmesi mi diye sormalı;

Ey tohum tanrısı! Temsili bir çocuk
için de düş yatağında uykusuz kadınlar mı
olmalı ?

BEKLEYİŞ

Cehennem kimdir demiştiniz?
Keder kuşlarını ben de gördüm
Flütün ucundan bir oraya bir buraya
Evet, biliyorum, herşey benim düşgücüm
Şeyi, nasıl söylenebilir, bu kelimeler
Böyledir işte: Tam tutacakken...

Yağmur yürüyüşüne çıkmıştık o gün,
Unutmam ben ayrıntıları, kimdi
Hatırlayamıyorum tabii, ne önemi olabilir
İsimlerin, evet yüzünü de getiremiyorum
Gözümün önüne, eylüldü, eylüllerden
Biri, cehennem kimdir diyordunuz?

KIRKİKİNDİLER

´Bu sarı, tok tütünü senin için
ayırdım; senin için soydum
domatesin kabuğunu, senin için
dildim, tuzladım´.

´Senin için perdaha çektim içimdeki
hayvanı; gövdemi yaya, burguya
aldım senin için. Bu koku, bu kor,
bu gemsiz istek senin açlığın için´.

´Toprak suya doydu bu yıl, ben sana
daha doyamadım´, diye sürdürüyor
kadın, içinden. ´Yüzündeki gururlu
umutsuzlukla içimdeki doludizgin
kısrağa katıl´.

MOR

Aşkınlığın gizli kafesinde barınan nedir,
tortulaşmadan, kaskatı?
Rüzgarın sürüklediği
ışıksızlık diliminde bizi birleştiren ortak çağrışım?
Bir ölünün sesi yoktur oysa, bize ulaşacak.
Ama nedir, en sağır böğrüme saplanan bu sancı?
Ya şimdi, ona doğru uzattığımız el kadar güneş?
Upuzun bir şahin geçiyor üzerimizden,
göğe doğru alçalarak.
Akşamın basamaklarına yönelirken,
gökte mürekkep balığı.

SALGI

Her yıl, ağustosta. Bu büyü işte,
kısaca allegro diyorum ona ben:
Hem zarif, hemde kaba oluyor ağı.
Hem zarif, hem de kaba nasıl olur
derseniz, bakın: ince dokuduğu için
zarif, uzun uzadıya çalışmadığı için
kaba. Köşeleri sever çoğunlukla
aşağıda dokur ve ağın dışına çekilir.
Nereden mi biliyorum bunları?
Eskiden örümcektim ben.

Her yıl ağustosta. Yalnız kalınca
rahatlarlar: Kadın eli ...

SANDIK

Bir kutu dolusu anahtar. Régie
des Tabacs de l´Empire Ottomane,
paslanmış, kenarları delinmiş
o kutunun ağırlığını tartmak güç.
Çekmecelerin, evrak dolaplarının
ve evlerin sahipleri geçekte yıkım
yerlerinde dolaşan birer hayalet.
Ne çok taşındık! Nasıl dolaştırdık
bunca umudu, terkedilişi, kaybetme
ve kaybolma duygusunu? İçimize
kazınmış yolculuklar birer loş
düş ve hiçbir zaman hiçbiri...

SESSİZ SİNEMA

Yordu bütün yıl bizi işler
ve ilişkiler: Buraya ondan geldik.
Korkmuştuk korkularımızdan,
coskularımızdan bıkmıştık,
ne yavaşlıyor ne de hızlanıyordu
çarklar, kimseye rastlamıyorduk,
kendimize bile: Buraya ondan
gelmiştik.

Bulduk aradığımız yeni oyuncuları,
öğrendik ve öğrettik basit ve karmaşık
kuralları, neden böyle oldu pek
anlayamadık: Kağıtlar ve zarlar,
pullar ve kibrit çöpleri ...

Syndicate content