Ezra Pound

BİR MEKTUP

Alnımın üzerinde saçım dümdüz kesilirdi daha;
Oynardım sokak kapısının önünde, çiçek derlerdim.
Bambu sırıklarına binmiş gelirdin, atlılar gibi,
Dört dönerdim yörende, mürdüm erikleriyle oynardın.
Chokan köyünde yaşayıp gidiyorduk işte:
İki küçük çocuktuk, sevgiden gayrisini bilmeyen.
Ondördümde vardım sana, efendim benim.
Gülemezdim karşında, sıkılgandım çünkü.
Başımı eğer, duvara çevirirdim yüzü...

ATTHIS

Ruhum senin
Doygunluktan ince
Atthis,
Ah Atthis,
Dudaklarını özlüyorum,
İnce gövdeni

Sen hırçın,
Sen el değmemiş.

GÖZLER ..

Efendimiz dinlen artık, yorgunuz yorgun,
Duyalım biraz da rüzgarın parmaklarını
Üstümüzü örten şu durgun
Şu kurşun gibi ağır kapaklarda.

Dinlen artık kardeş, gün ağarıyor bak dışarıda!
Soldukça soluyor sarı ışık
Eridikçe eriyor mum.

Salıver bizi, dışarda en tatlı renkler,
Yosun yeşili, çiçek renkleri,
Ağacın altı serinlik.

Salıver bizi, tükeniriz yoksa
Akıp duran tekdüzeliğinde
Kara...

ABU SALAM

-Bir İmparatorluk Övgüsü-

Bu öyle bir şiirdir ki, Kral Beşinci George,
beni Buckhingham Sarayı´nın avlusundaki fıskiyeye
zincire vursaydı ve istediğim yemeklerle, kadınları
bana ihsan buyurmuş olsaydı, ancak yazardım.

- Zincire vurulan kardeşim Bongo Bongo´ya -

Büyüktür Kral Beşinci George
Beni kıskıvrak bağlayıp bu fıskiyeye zincire vurmuştur;
Beni sığır kemikleri ve şarapla beslemiştir.
Büyük...

BİR KIZ

Ellerime girdi ağaç
Suyu kollarıma yürüdü,
Göğsümde boy verdi ağaç -
Aşağı doğru,
Dallar dallanır benden, kollar gibi.

Ağaçsın sen,
Yosunsun sen,
Üzerinden yeller esen menekşesin.
Bir çocuksun - şu kadarcık,
Bütün bunlar umurunda mı dünyanın.

Syndicate content