Hüseyin Yurttaş

PARADOKS

beni yağmura bırak
sen çekil
iğreti bir cama yazıl
susar gibi bak
akşama bulaşan o son koku
o zencefil
sen ol
göğsümde tüt

gözlerimdeki buğu ben isem
onu sil
beni yağmura bırak
sen çekil

HOŞGELDİN..

Su sandım içtim sesini
İnce gölgeni gördüm
Bir yamacın başında
Sarışın günlere yürüdüm

Sözcükler buldun bana
Gizem kapılarını açan sözcükler
Yüzümde gülücükler göğerdi
Şarkılara büründüm

Kara kışların ardından geldin
Avucumda çiçek oldun
Kuşlugum da kuş sesi
Yeşilinle örtündüm aşkın eski çağlarından
Önüme açılan söylence
Hoş geldin

İZMİR İÇİN KENAR SÜSLERİ

1.
imbatı dök yazıya
şiir olur
söz renk değişir serin mavi
izmir olur

2.
saçlarına ilişmiş imbat
gözlerinde akdeniz
yalnızlığın buğusu sabah ağızlarında
işte asfalta vuran kartal gölgeleri
bıçkın bıçakların bilekleri doğradığı
kan tüten geceler

bu kent bir kadındır say ki kadındır
her gün kanama geçiren

3.
sabahsa sonsuz güllerle gelir
belkahve üstlerinden
akın akın bulutl...

DAR SOKAĞIN AŞIĞI

İnce minareye eğilen ay
Düşme sakın dar sokağa
Orda ben varım
Elim, eline uzanmış onun
Aşkı fısıldayan gecede
Duyuldu duyulacak
Yüreğimin vuruşu
O bir şiir gibi
İç geçiriyor pencerede

Yağmuru unutsak da içimiz ıslak
Her sözcükte ayrı bir özleyiş
Bilmem ki bu nasıl konuşmak
Yaseminlerden geceye savrulan
O uysal düş yalnızlığı
Gözlerimizi kapasak

İnce minareye eğilen ay
Düşme sakın...

KAÇIŞ

kimliğini gizle
gece gölgelerinden sakın

gelecegim
beni bekle

ölüm mü dedin
ağzından yel alsın

sırdaş karanlık
korur bizi

çeker gideriz buralardan
kimse görmeden
el ele

YAĞMUR KUŞLARI

Bahardı
Göğerdi dallarımız
Irmak boylarına yürüdük
İçimizde parıltılı güneşler
Önümüzde düşlerimiz
Adlarımızın ilk harfleri
Agaç kabuklarında

Bir yağmur başladı ansızın
Kaçmak ne mümkün
Suçlusu bizdik bu baskının
Gökte çılgın bulutlar
Sırılsıklam yürüdüğümüz yollarda
Telaşlı ayak izlerimiz

Yüzünde damlacıklar
Büyülü bir düşle aralanmış kirpiklerin
Bir agaç kovuğunda
Tüte tüte sok...

BURSA DÜŞLERİ

1.
gözlerimin derin karanlığında
birden senin aydınlığın
birden bursa şehri
bursa şehrinde yeşil
kuytusunda aşkımızın büyüdüğü bahçe
rüzgârın salladığı beşik
havada çiçek tozları

denizler gibi karşılıyor seni
uçsuz bucaksız göğsüm
rüzgâra karışıyor terimiz
yüreklerimiz ifil ifil

ölümü unutturan bir çağrı
nilüferlerin ışıltısında
içime ağan gökkuşağı
bir taç oluyor başında

boynunda o ince fiyonk...

BEYAZ LEKE

-benjamin moloisi´nin idamı dolayısıyla
dünya kalemkıranlarına-

1.
afrika doğurdu seni
güçlü kıldı bunun için
ey yiğit oğlu kara kıtanın
moloisi, genç adam
şimdi adın ırmaklar gibi akıyor afrika dillerinde
biz de türkülerimize katıyoruz seni
süzülerek yükseliyorsun
ortak sesleri arasında dünyanın

asıldığın daracağı
kuruyor kahrından kabuklarını çatlatarak
o topraklarda doğup büyümen...

DÖRTLÜK.

Geldin ve içimin ormanlarına yağdın
Pencereme vuran yağmurdu sesin
Issızlığıma düşen gölge, unutulmuş söz
Beni sevgiye kilitleyen sensin

YILDIZ BASKINI

yıldız baskınıdır bu
beni birden yörüngemden çıkaran
bu kalabalık gökyüzü
göğsümden taşan sevinç
gözleri çiçek çocuklar gibi
sesimde kelebekler

yıldız baskınıdır bu
saat sıfırı vurunca
beni uzayın koynuna bırakın
hangi soyaçekim
hangi kardeşçe düzen
yıldızları bu denli birbirine benzeten

bire hey aklımı alacak
oralarda neler var
oralarda neler var
durdurun beni
durdurun düşeceğim
ey eli silahlı dünyalılar

Syndicate content