Sadık YılmazSadık...
36, İSTANBL
nesimseknesimsek
49, Ankara
mahmutcantekinmahmut...
, ADIYAMAN/
pilotpilot
42, Dalaman
drozakdrozak
48, yalova
beriwanberiwan
, Wan
6666
56, Ankara
kemaldoganaykemald...
59, Tokat Zil

Kemal Özer

BİR KIZ

Güneş altında titreşen
yağmur damlası gibi
ışık içinde bir kız
on iki - on üç yaşlarında
dolaşıyordu gördüm
boynunda bir tasmayla

Bir ülkü mü, bir düş mü
bir yaşam mı bilinmez
neyse aradığı ona
bağlamaya hazır kendini

BANA BULAŞMASIN

Yağmur çiseliyor ya
bana bulaşmasın der gibi
çekinerek bakıyor penceredeki saksı

kente uzak, kırlara yabancı

BİR GELGİTİN İKİ UCUNDA

Kimi sabahlar işe giderken
ikiye bölüyor
yirmi dakikalık yolculuğu
denizin ortasında karşılaştığımız
yabancı bayraklı bir gemi

Bulutlardan sıyrılmış bir demet ışığın
daha da irileştiği gemide
göz göze geliyoruz kimi sabahlar
küpeştede bakan biriyle
kısacık bir an

Günlük kaygıların iğdiş ettiği
çağdaş bir kentli görüyor bana bakınca
benim gözümde ise o
kanat açan bir düş yeni kıyılara doğru
buluşuyoruz bir gelgitin iki ucunda

MERMERLERİ GÜNÜMÜZE KALAN KADINLAR

gül kokan odalarda aynalara karşı
hakkını vermişler beyazın
mermerleri günümüze kalan kadınlar
dövme tenli kıvırcık dudaklı
bir köle sabaha kadar yataklarında
utanarak yazdığı eski kitapların

DÜLGER

Bakışın donup kalmış aşağıda,
belli uçan kuşları görmediğin.
Donup kalmış boşluktaki elin
uzanırken ördüğün duvara.

Yürüyorlar kırlardan sokaklara,
sımsıkı kapılardan içeri
dağlarda bekleyenler, kar altında.
ilkyazın amansız sürgünleri.

Baş aşağı ediyorlar ne varsa
çarşılar, sunaklar, pazaryerleri.
Toprağın horlanmış onuruyla
denize döküyorlar kenti.

Bakıyorsun ördüğü ellerinin
duvar değil kos...

ALIN YAZISI

Öyle inançlı yaz ki onu, ne silmek mümkün olsun, ne
saklamak gün ışığından. Yıksalar bile yazdığın duvarı, yine
de okunsun boşlukta. Geçsin bakışlardan ellere, ellerden
duvarlarına bütün sokakların.

HER SOLUK ALIŞTA

Kaldırın bugün
ne kadar engel varsa
güneşle aranızda,
elinizin değdiği her şey
gökyüzü koksun

Türkülerle doldurun göğsünüzü
açılın kırlara çiçekler devşirin
kolan vurun ağaçtan ağaca
her soluk alışta duysanız bile
o zonkloyan hüznü

Bugün ilkyazın ilk günü

HALİÇ

Bir uğultu değirmeni ilk uğrağımız
her sabah kurulan bir insafsız pazar;
sağıyor yeşil sevincini uzak tarlaların,
güneşten damıtılmış körpe yemişleri
kamyon kamyon sağıyor güneyden kuzeye,
daha tohumdayken ucuza kapatıp
sandıklarla çuvallarla örgütsüz emeği
sağıyor geviş getiren ağızlarına
altın dişli küstah aracıların.

Üstü kabuk bağlamış bir yarayı
bir kez daha yırtıyor her pazarlık,
çünkü yemi...

YALNIZ BİRİ

Yanından geçiyoruz tahta perdenin
her günkü yolumuzda

Yalnız biri, bir genç
sıçrıyor görmek için öte yanını

Bunca bezgin insan arasında
yalnız biri

ZAMANI DEĞİL

Zamanı değil susmanın!
Göreceksin nice çiçeklerin dirildiğini, nice korkuların
dağıldığını yüzlerden; gelip de bir kavşağa dirençsiz mi kalmışlar, güç katacak nice insana boşalınca dudaklarının arasından, göğsünün içinde tuttuğun hava.
Yükle o soluğu ey suskun!
Geliştir sınırlarını, varacağı yönleri genişlet, büyüt yeni
bir gökyüzü kadar. Döndüreceği yeni kanatlar eklensin değ...

Syndicate content