Özel Arabul

AL BASMASIN

Al basmasın yanaklarını
Yasemin gülüşlü sevdiğim
Çekiverdin mi kapısını yasağın
İncecik yağmur
Tatlılıkla saracak sonsuzluğu
Rüzgar,
Kavak ağaçlarına uysal karanlığı sürükledikçe

SABAHIN SERİN BAŞI

Sabah serin başını yasladı pencereme
Boynunda asılacağı iple dolaşan kadın
O en yüksek rüzgarlı dağ başında
Umudunu çoktan harcadığı
Ve artık bulamayacağı için özlemini
Bir sevecenlik gibi geçiverdi
İnsan boyu çatlayan toprağını

SENİNLE

Senin yüzün nedense hep yeni açılmış
Yanmış bir dağ ağzı gibi uzanır göğe
Bacaklarınla, ince ayak bileklerine sarılı
Korkularınla
Soluğundan kan uçar, açsan ağzını

Ansızın bir şimşek iner geceye
Yemyeşil dala keskin bir bıçak
Yeni bir soy çatlar umutlarından
Bozkırda gün sürgünü
Kırmızı kaya hamuru sanki
Kendi çemberini sürer devinir

Gözlerini bir açsan, yalnızca gözlerini
Ardından a...

DOST

Günüm karardığında, gecem uzadığında seni düşünürüm.

Bir şiir söylenir dünyaya, payıma düşeni alırım
Bir renk atılır fırçayla, ışığı yakalarım
Şarkı söyler bir kadın, dağılır yalnızlığım
Ve dimdik duruyorsa bir insan onca kavgada
Ödünsüz ve kararlı
Korkumdan utanırım

Ne omzunu isterim başımı yaslayacak
Ne ellerini, ellerimde tutacak
Varsın uzaktan savrulsun gülüşü
Hiç olmasın gölgesi yanıba...

TUZ YARASI

Önce gözdük, çoğalmış binlerce göz
Dişlenmiş çavdar gibi
Diken artığı toprak sürmesinden
Yaprak saçıydık taşlarda

Öptük sırtını ürperdi dağlar
- Etekleri tuz yarası -
Parmakları tutuştu
Örs üstünde demir gibi
Dal sürdü kıpkırmızı

Ses içinde kaç koyak
Ağır söylenmiş türküydü sanki
Yüzüyle itildi kana
Ürküp fırladı birden
Tuttuk damar ağzında
Katılakaldı acı

ELÇİ

Elçi, kocaman hiçliktir
Taşıyamadığını bana getiren
Uslu, küçük yaşamına
Alacakaranlık serptiğin zaman

Bütün inançlarıma vurduklarında
Umudun doyumu ve özlem uzaklaşır
Ötesi ıssızlık

Geceyi yalnız başına, susuzluktan yanan
Güne saklarım
Kendi sesim yabancılaşır kendime
Sesimden korkarım

ŞARKI SÖYLÜYORUM

Onur, diz çökmektir biliyorum
Ayakta korkuya sarılmak değil
Bu yüzden şarkı söylüyorum

Büyük bir tohum gibi saçar çiçek tozunu
Bir güvercin dahası tek ateş kırmızısı gül
Daha ben alışkanlığıma alıamadım
Ya da zorlayan yüreğimin sarsıntısına
O yüzden mi acaba sende büyütüyorum

Bu bir gölge oyunu
Gece pencerene yaklaşan
-Gecenin usulca güzelliğini
Sana anlattım mı bilmem-
Karanlığı ser...

SAYRI

- O nasıl rüzgardır öyle sözlerin
Nehirlerim ortasından devrilir-

Gökyüzü dağılır sanki içinde biz
Tam uykudayken sabaha karşı
Toprağımız üşümüş, sırılsıklam
Yıldızlardan kan gelir
Boynuzdan bıçak saplasam

Cebimizde saklı, yanılma payı
Donmuş bir gün teleği ayazı görmüş,
Gider miyiz ne dersin
İçimiz dışımız daha
Kuş ormanı

BİNLERCE GÜNEŞ

- Sühendan Fırat´a-

Binlerce güneş olacak, binlerce güneş
Yılgının izlerini, yılgıyla sildiğimizde
Yaşamın mora dönük aydınlığından
Evcilleşmemiş uygarlığın bakışı
Kendi ortasından kıvrılınca
Nice yıldır unuttuk dinlemeyi

Seslerimiz dalgalandı perçemlerimizle
Ölümü ve yaşamı görüyorum
Sürüp giden ölümü, sürüp giden yaşamı
Yıllardır kullanmadığımız gözlerimizi
Koparmalıyız şimdi tutsak...

ÜŞÜME

Bir gün bir kır evi, bir gün orman, bir gün göl kıyısı oluveriyor sustuğum yerler.. Şömineyi yakmalı, ormana gidip biraz çalı çırpı toplamalı,yetişmeli ısıtmalı odayı, korkuyorum, yoksa sevdiğim üşüyecek..

Kendi hüzünlerimden, acılarımdan, sustuklarımdan izler arıyorum ormanda, ateşe atacağım bir bir hepsini.

Kimin elleri üşüyordu, kimin gözlerinde kırağı.. Hangimizde? ..

Bak! Ne çok anı top...

Syndicate content