Özel Arabul

VAKTİM YOK MUTLULUĞA

Mavi yüklü sularında
Canlı, sıcak kiliminde
Aradım da bulayazdım

Tomurcuk açıverdi ansızın
Bir çığ kopup düştü dağdan üstüme
Bir ucunda sallandım
Yaprağın ve dalın bir ucunda

Yaşamayı kaynağından öğrendim
Vaktim yok mutluluğa

BUĞDAY DUMANI

Uzadı bir dal gibi üzerimde gün
Toprağın yaş derisine
Düşüp açılana dek

Nereye gitsem buğday dumanı
İçimde, dışımda, yolumda konuk
Ürperir mavi kuş ağzı
Başakta esen yelin
Başaklar öfkeli çocuk

Bir yerlerdeyim her an
Her yaprağım bir sonraya genç filiz
Yüreğim yaz ovasında bolluk

UNUTUP BIRAKIRIZ

Unutup bırakırız bir günü
Öbür günden
Eriyip gider yüzün.
Tutmaya çalışırım güzelliğini
Umudu çoğaltırım
En genciyle dokularımın

Ağızda dolaşmasıdır yüreğin
Yorulduğunda
Bin kez benden uzanan
Ateşli yaşam tutkusu
Sana sunduğum

Büyüğünü hazırlarsa
Küçük ayrılıklarım
Ana karnında taşır gibi çocuğu
Vurur yalnızlığıma
Açılır kapanır kapım

RÜZGARMIŞ

Öğrendim aşkım
Bir rüzgarmış yaşamak
Dağılan gökyüzünde

Yıkıntılar bırakır ardından
Tohumlar taşır yeni hayata
Giden savrulan hayat
Kalan aşk söylentisi yalnız

ÖPTÜM SENİ

Koydum seni suyun yerine
Dağıldı yüzün
Bir bataklık otuydu ellerin
Kavradı taşların altından
Yıkanan günü

Yerinden kaldırıp bir ağacı
Uyuttum seni
Habersiz benden
Çevirdi ağzın nehirlerimi

Yulardan atmış bir tay gibi
Devrildi gök üstümüze
Öptüm seni
Biraz yana döndü güneş
O kadar

EVCİL ACI

Su içiyor bardağımdan
Karşımda tam karşımda duruyor
Açsam ağzımı
Benden önce o söylüyor

Yastığımda onun baş izi
Onun serinliği göğüs boşluğumda
Kullanılmamış bir ev gibi
Beni yenibaştan döşüyor

Diyelim ki küçük, yerleşik bir saat içimde
Kendi kendini durmadan kuruyor

Hiç kimse aslında
Bir yerlere gitmiyor
Bütün süreçlerinde
Bir yelken bezi gibi
Rüzgara karşı inip kalkarak
Suyunda dinleniyor

İ...

ALACA BİR İŞ GÜNÜ

Alaca bir iş günü
Sıcacık ışık tozu serpilir yaz sonlarına
Duvardaki çatlak yosun kesilir
Sızan ve pek yakında artacak sulardan

-Çobanın sırtında tutuşan aba
Tutsak pazarlarında artışa çıkan utanç değildir
Yaşamın iletkeni bilgiyse
Soluk alıp vermeyen dinazor
Ya da esrik bir ağaçkakan
Neden çoğu yapıtlarda gözdedir-

Dokur gergeflerde incecik hüznü
Ayrılışı, özlemi, tutkuyu, yanlışına...

BİR AÇIMLIK

Uzakta devşirir denizimi kuş
Ay gibi akan kanadı
Usuldan kaydıkça suya

Ağır kolonu keser ellerim
Yeni düşmüş bir teleği
Tutup kaldırabilse
İşlemeli bir gömlek gibi gecenin
Süt ipeğinden ışığına

Pirinç tarlasında çıplak akşam beyazı
Ve hüzün öylece durur
Gizli köpüğünde yaprağın
Ayakların kaç kez bir yazma gibi
Unutulur arıkların çekme sularında
Keten çiçeğidir sevda bir açımlık
Ya da çatal cama ...

AŞK

Koydum seni suyun yerine
Dağıldı yüzün
Bir bataklık otu gibiydi ellerin
Kavradı taşların altında yıkanan günü

Yerinden kaldırıp bir ağacı
Uyuttum seni
Habersiz benden
Çevirdi ağzın nehirlerini

Yulardan boşanmış bir tay gibi
Devrildi gök üstümüze
Öptüm seni
Biraz yana döndü güneş o kadar

MEKTUP 4

Gece denizin uysal bedenini yırtan
Ve bana acı çektiren umudum
Göz kapaklarımı zorluyor bir kez daha
Bir kez daha yokluğun eşiğini geçmek için

İo´nun başına sardığı
O uğursuz sineği Hera
Çağlar boyu bir değirmen taşı gibi
Bırakıvermiş gökyüzünün karanlık boşluğuna

Yıldızların soğuk sessizliğinde zeytin ağaçları
Hafifçe okşuyorum başlarınızı
Hiç usanmadan
Yalnızca bir tek yürek kıpırtı...

Syndicate content