Pablo Neruda

GEMİ

Yolculuk ücretini verdikse bu dünyada, neden
Neden bırakmıyorlar bizi oturalım, yemek yiyelim..?

Bulutlara bakmak istiyoruz,
Güneşte yanmak, tuz koklamak.
Kimseyi tedirgin etmek gelmiyor içimizden.
Neden edelim zaten: biz birer yolcusuyuz sadece.

Gidiyoruz, zamanı da götürüyoruz bizimle.
Deniz geçiyor yanımızdan, üstünde bir gül var,
Gölgede gidiyor dünya, aydınlıkta.
Siz de gelin bizim gibi, bi...

FEDERİCO GARCİA LORCAYA YANIK ŞİİR

Issız bir evde,
Korkudan ağlayabilseydim;
Gözlerimi çıkarabilsem de,
Yiyebilseydim;
Senin sesin için yapardım
Bunları,
Yaşlı portakal ağacı sesin;
Senin şiirin için yapardım
Bunları,
Çığlık çığlığa fışkıran şiirin.
Baksana,
Maviye boyuyorlar hastaneleri,
Senin için;
Kıyıdaki kenar mahalleleri
Ve okullar,
Senin için büyüyorlar;
Tüy salıyorlar,
Yaralı melekler;
Pu...

İŞLİKLERDE GECE

Dinlenen kara demir, gözenekleri acı
çığlıklarıyla inleyen kara demir.

İçler acısı toprakta hâlâ kızıl kül,
bronzun acısını erittiği döküm.

Hangi acı ülkesinden gelir acılı ve bitmez
gecede gak gak öten kuşlar?

Çığlık kasılır içimde düğümlenen bir sinir gibi
ya da kırık bir teli gibi bir kemanın.

Her makine bir gözbebeği saklar
bakmak için bana.

Duvarlara asılmıştır soru işaretleri,
bronzun r...

UMUTSUZ BİR ŞARKI

Çıkıp geliyor hayalin beni saran geceden.
Denize karıştırıyor inatçı yakınışını ırmak.

Terk edilmiş, gün batımındaki rıhtımlar gibi.
Ayrılık saati bu, ey terk edilmiş!

Yağıyor yüreğime soğuk taç yaprakları.
Ey yıkıntı uçurumu, vahşi mağarası kaza geçirenlerin.

Sende toplanır savaşlar ve uçuşlar.
Yükselir senden şarkı kuşlarının kanatları.

Bir uzaklık gibi yuttun her şeyi.
Deniz gibi, zaman gib...

OĞULLARI ÖLEN ANALARA TÜRKÜ

Onlar ölmediler yok,
Ateş fitilleri gibi:
Dimdik ayakta,
Barut ortasındalar!

Karıştı, bakır tenli
Çayır çimene,
Karıştı,
O canım hayalleri:
Zırhlı bir rüzgâr,
Perdesi gibi;
Bir set gibi:
Kızgın çehreli,
Göğüs gibi:
Göğün görünmez göğsü gibi!

Analar, onlar ayakta
Buğday içindeler, onlar,
Yücelerden yüce dururlar:
Dünyayı doruktan seyreden,
Bir öğle güneşi gibi.
Bir çan darbeleri...

ÇOCUKLUĞUN TAŞRASI

Çocukluğun taşrası, romantik balkondan seni yelpaze gibi açıyorum. Eskiden
olduğu gibi sokakların terk ettiği ben, terkedilmiş sokakları inceliyorum.
Düş darbeleriyle dövdüğüm küçük kent, kıpırtısız varlığından
beliriveriyorsun. Köpüğün kıyısında uzun ve ağır adımlarla toprakları ve
otları çiğneyerek, daha yeni boyanmış bu gök altında büzüşmüş sen, bir tek
sen geceyi kaçıran taşlar atabilirdin. Bö...

KEDER

Ilea fenerindeki adam yanıp sönen fenerler altında uyuyor; göğün enginliğini
itip kakıyor deniz, artıyor yankılar kaçarken batıya, düşen çiylerin inşa
edilen hangarına bakıyorum yukarıda. Bir kır bitkisi büyüyor elimde ve ben
Mele?yi düşünüyorum, fener bekçisinin kızını, ne kadar severdim onu.
Diyebilirim ki varlığını her seferinde yanımda bulurdum, bu kıyıda bulunan
midye kabukları gibi. Yine bur...

GÜZDE UNUTULMUŞ

Saat yedi buçuğuydu güzün
Ve ben bekliyordum
Kimi beklediğim önemli değil.
Günler, saatler, dakikalar
Bıktılar benle olmaktan
Çekip gittiler azar azar
Kaldım ortada, tek başıma

Kala kala kumla kaldım
Günlerin kumuyla, suyla
Bir haftanın artıklarıyla kaldım
Vurulmuş ve hüzünlü

Ne var, dediler bana Paris´in yaprakları
Kimi bekliyorsun?
Kaç kez burun kıvırdılar bana
Önce ışık, çekip giden
Sonra...

BİR SÜRÜ AD

Pazartesiler karışmış Salılara
ve hafta bütün bir yılla:
kesemez zamanı
bezgin makaslarınız sizin
ve günün bütün adları
yıkanıp gider gecenin sularıyla.

Kimse ben Pedro'yum diyemez,
Rosa değil, Maria değil kimse,
ya tozuz, ya kumuz hepimiz,
hepimiz yağmuruz yağmur altında.
Venezuelalardan söz ettiler bana,
Paraguaylardan, Şililerden,
bir şey anlamıyorum dediklerinden:
yeryüzünün derisini biliyoru...

BİZLER SUSUYORDUK

Bilmek acı çekmektir. Ve bildik;
Karanlıktan çıkıp gelen her haber
Gereken acıyı verdi bize:
Gerçeklere dönüştü bu dedikodu,
Karanlık kapıyı tuttu aydınlık,
Değişime uğradı acılar.
Gerçek bu ölümde yaşam oldu.
Ağırdı sessizliğin çuvalı.

Syndicate content