Refik Durbaş

GÜNDEM

Bu gece uyumasak da olur, hadi sevinci tazele
sevdayı tazele emzirsin yıllardır pas tutmuş yalnızlığımı
sevsen de sevmesen de son elvedasıdır bu ömrümüzün
ko dursun öylece elin elimin, dilin dilimin içinde
bu gece uyumasak da olur, şimdi sevişelim sevgilim
aşkımız ve çılgınlık ve sevişmek çünkü hala gündemde..

KAR ALTINDA BİR SABAH

Ağzında yasın gülleri
tuğladan çocuklar döküyor
kar altında bir sabah
toprak kokuyor nefesi

Silmiş künyesini haritadan
taze bedenler yontuyor
kar altında bir sabah
kederin ve aşkın dülgeri

Ruj ve kelebek mimarisidir
geçmiş günlerden düşen alnına
kar altında bir sabah
erkenden aydınlanıyor kefeni

Bulutlar ve yaralı kuşlardan
serin mezarlıklara
kar altında bir sabah
gül ve rüzgardı...

PUSULA

Annemin öldüğü yaşı çoktan geçtim
suyun vefası ve acılar
-bir de gökyüzü
çocuklarım olsa da

Babamın öldüğü yaştayım artık
gurbeti sıla, sılası hicran
Bir de yalnızlık
arkadaşım olsa da

Rüzgârlar yazsın aşkımı

Ama gönlüm hâlâ
oğlumun âşık olduğu yaşta
-sevdanın pusulası
anılarım olsa da

İki güvercin ey ömrüm
yılların omuzuna tünemiş
biri hayat, öteki ölüm
yaşadığım olsa da

Biri Refik, öteki Durbaş aslında

BİR BAŞINA TANYELİ

Sen ki ne hüzünler yaşadın bir başına
erisin artık yüreğinde çırpınan tanyeli
ne belaymış deme zındanda kararmak
acı da aynı imbikten çekiliyor, umut da şimdi

KİME NE

Öpüşün öpüşüme karışsaydı
Yüzün yüzüme

Gecen gündüzüme karışsaydı
Hüznün kederime

Baharlar açardı kalbimde
Yazlar ve kışlar bir de

Tenin tenime karışsaydı
Cennet ve cehennemden
Kime ne?

OĞLUM ÖLÜM

Tenim kurudu hasretinden
sulara adamıştım senin
sulardan narin bedenini
gözümde yaş kurudu oğul

Göklerin poyrazına
bağışlamıştım senin
ölümünü, benim ecelimi
bağrımda taş kurudu oğul

Ateşin rahminden çalmıştım
benim ihtiyarlığımı, senin
sevdalara kurban ömrünü
yaşmağımda kan kurudu oğul

Vazgeçtim ben ecelimden
sen de gel vazgeç bugün olsun
hayın ölümden, zalım ölümden
canevimde can kurudu oğul

KARŞILAMA

Anılardan yontulmuş yüze değil
bir felakete adadım kendimi
deneyerek sesimi yeni bir ölüde, her gün
sabahla, baharın geldiğini
resimlerde yaşayan ikindileri
akşamın yalnızlığa düşürdüğü kafiyeyi
kılıçla kesilen yatsıları
mavi kuş zındanlarını
ve sıkıntıyı adlandıran geceleri müjdeledim.
o, yüreğinde uzun hüzünler besledi.
Oysa acılar çoğalmış, dağlar uyumuştu
karanlığın kollarında şehir...

ÇAYLAR ŞİRKETTEN -2

Gençliğin yağmuru yeni düşmüştü bıyıklarıma
vurdum kendimi yollara

Zulmüne şivan düşe yoksulluk

Dünyanın başkenti Sultanahmet
Anadolu´nun başkenti Sirkeci derler
bir kış günü akşamın alacasında indim Sirkeci´ye
dar bir sokak aralığında durdu otobüs
yüzlerce küçük dükkan camlarında bütün Anadolu
yüzlerce insan daha önce gördüğüm hiç görmediğim
emanetçiler: neyim var gençliğimden başka
b...

YENİ YIL GÜNLERİ

Bir yeni yıla daha
eylül geldi
sevgime sevgin geldi
bana, sen geldin.

Güllerle süsledim günleri
seni, sevincim ve sevdamla
beni yanlızlığımla
süslediğim günler geldi.

Günlere eylül geldi
bir yeni yıla daha
ömrüme ömrün geldi
sana, ben geldim.

KARANLIKTA

ışığı söndür. hadi yanıma uzan
seninle eskiyorum hadi uzan
gün çoğalırken yüzümüzle
bir roman kahramanını yaşıyaraktan

gece ıslak ve su kadar dalgındır
açılırken koyu bir derinliğe pencerem
çünkü herkesin içinde hep aynı saksafon
ölümden kollarını taşıyaraktan
yürür eskiyen sıkıntısını
sen korkma. alışkanlıktır gittiğimiz bizim
hadi uzan biraz öpüşelim
hadi uzan

işte evimiz, aydınlığ...

Syndicate content