Refik Durbaş

ŞAİR NEREDE

Sonbaharın ara sokaklarında günlerim
yazım nerde, kışım nerde

Dağlara ırmaklara yükleyecektim derdimi
atım nerde, bahtım nerde

Yüzümün kırık aynasında uyurdu geceler
adım nerde, çağım nerde

- Şair, hangi kara karanlığında geleceğin
çağrın nerde, çağrım nerde

Eser şimdi ihtiyarlığın yeli zamanı hayatta
Refik nerde, Durbaş nerde

SÖZ

yazılsam ayrılığın menziline
söz nereye uçar
yalnızlık nereye sensiz
nereye acılar

nereye uçar gökyüzü
ses nereye uçar
öyle sevmişim ki seni
ölüm nereye bensiz

KARS KALESİ KAR ALTINDA

Taşköprü üzerinde Evliya Çelebi
Kars kalesinin şekillerini
yazmakta bir sarı deftere :

"Kuzey tarafından ensesi
top menzili uzaklıkta bir dağ

Düzlükte Aşağıhisar"

Kars kalesi kar altında

"Sur içinde kale ağası konağı
ve iki yüz adet levend evi
mükellef ve mükemmel cephaneler"

Kars kalesi kar altında

"Batıya bakan kapısı
Erzurum´a açılır
´Su Kapısı´ derler

Kapılardan bir başkası
Kağızman´a y...

KİMSE HATIRLAMIYOR

Kimse hatırlamıyor adımı
Bahar gelmiş.
Balkonlar serin
Annelerin çocuk ambarı balkonlar serin
Su dalgın değil. bademler açmış
- Sahi kaç yıldır yalnızım ben
Çiçekler çürümüş saçlarımda
Bembeyaz uzun kuşlar da uçmuş fotoğraflarımdan
Bulutlar da
Yüreğimde karanfillerden damıtılmış bir yaz
Yaşıyor muyum acaba?

ŞİİRLER

ey ezilmişlik!
bir gün ben de ulaşacağım kapılarına.
yoksulluğun o sonsuz panayırını aşacağım.
aşkın şiirini ve memuriyetini kuracağım
ve elbette bitecek zamanla edebiyat tarihi
sevdanın ve alkolün kahramanlığı er mektupları
gurbetin yüreğimi dağlayan diktatörlüğü.

sevgilim acemi bir karanfil gibi açıyor
her sabah şehrin yanaklarında
bense her gece sıkıntıdan ve yeminden
elbiseler biçiy...

ÇIRAK ARANIYOR

Elim sanata düşer usta

Dilim küfre, yüreğim acıya

Ölüm hep bana

Bana mı düşer usta?

Sevda ne yana düşer usta

Hicran ne yana

Yalnızlık hep bana

Bana mı düşer usta?

Gurbet ne yana düşer usta

Sıla ne yana

Hasret hep bana

Bana mı düşer usta?

SÜNGÜ

İşte akşam tenimi geren kıyısı
yüzümle çağdaş makinesini sürerdi
petrolün kanımda biriktiren
çiçeği dolardı ekmeğime
kuş olur boyardım ormanı

çünkü azalırdı sömürgesi
çünkü o hiç orman olmamıştır
rüçhanın anlattığı bu

işte geldim yangın yüzü
odalardan sürgün döllere
bırakıp aşkı makinelere
şimdi pençemi süngüleyen
etimde o kalın çark sesi

diyorum ki gerçekse eğer
dönmeliyiz artık ...

RÜZGARA YAZDIM ADINI

Adını, vadilerin cemresinde
yolunu yitirmiş sulara yazdım
Saçlarına kırağı düşmüş ovalara
Göçmen kuşların konağı ovalara
Rüzgara yazdım bir de...

Seni o rüzgar getirdi bana

Gördüm seni bir daha
gençliğimin ilkçağının
gözleriyle gördüğüm gibi...

O yıllarda da böyle miydi
dudaklarının ve ağzının iklimi
kirpiklerinin karası
alnının serin serinliği
saçlarının ilkbaharı?

Yüreğimde aşk...

KAR ALTINDA BİR SABAH

Ağzında yasın gülleri
tuğladan çocuklar döküyor
kar altında bir sabah
toprak kokuyor nefesi

Silmiş künyesini haritadan
taze bedenler yontuyor
kar altında bir sabah
kederin ve aşkın dülgeri

Ruj ve kelebek mimarisidir
geçmiş günlerden düşen alnına
kar altında bir sabah
erkenden aydınlanıyor kefeni

Bulutlar ve yaralı kuşlardan
serin mezarlıklara
kar altında bir sabah
gül ve rüzgardı...

GÜNDEM

Bu gece uyumasak da olur, hadi sevinci tazele
sevdayı tazele emzirsin yıllardır pas tutmuş yalnızlığımı
sevsen de sevmesen de son elvedasıdır bu ömrümüzün
ko dursun öylece elin elimin, dilin dilimin içinde
bu gece uyumasak da olur, şimdi sevişelim sevgilim
aşkımız ve çılgınlık ve sevişmek çünkü hala gündemde..

Syndicate content