6666
56, Ankara
drozakdrozak
48, yalova
hamburgluhamburglu
, hamburg
pakize bilginpakize...
25, Malatya
paşa6634paşa6634
50, istanbul
mahmutcantekinmahmut...
, ADIYAMAN/
idriscaglaridrisc...
, Elazığ
tahsin_sahintahsin...
64, KAYSERİ

Salih Polat

GÜZDE

sarayburnu aile çaybahçesindeki bir güz öğlesi
sen ben ve adını bile bilmediğimiz bir istanbul
oturmuş konuşuyoruz her şeyden
senin ellerin masanın üstünde
uzun bir koşuya hazırlanıyor
ben geçip giden gemileri kovalamaktan
soluk soluğa kalmışım
istanbul uykusuz gözlerini oğuşturuyor
bir martı beyazlığını düşürüyor masamıza
bir polis kimliğimizi soruyor
zaman geriliyor geriliyor geriliyor
wilhelm T...

SENİ TANIDIĞIMDA

Seni tanıdığımda
Med zamanıydı, kanat alıştırıyordu ay
Bakışlarının kardeşi, zümrüt toprak
Çaresizliğin sesini tanımlıyordu saatin
Sana yakışan da buydu
Ve bana, umutsuzca biliyorduk

Uzun yağmurlardan sonraydı
Seni tanıdığımda
Öğle vakti çıkabilirdik kırlara
Yeşerebilirdi bileklerimiz, gözlerimizde
Çiçekler açabilirdi, kalsak biraz daha
Çekirgeler fışkırabilirdi saçlarımızdan kelebekle...

ŞİİRLER ŞİİRİNİ ARAMAK

bırakılmış bir sonbahardı
şiirler şiirini arıyordum
lorca´yı ağlarken buldum rüzgarda
eylül güneşiyle tutuşan bir gitar sesiydi ispanya

bir elim sıcak denizlere değerken
bir elim buzul çağlarında
şili yangınlarında buldum neruda´yı
gülüyordu kasımpatılar arasında

şiirler şiirini arıyordum
acılarda ağrılarda ayrılıklarda
biliyordum uzak değil
pir sultan nazım hikmet ve daha

gün eridi...

PAYIMA DÜŞEN

herkes işinde gücünde

tohumu alınıp bostanda bırakılmış bir salatalık

gibi sararmış kurumuş elleriyle yün eğiren

şu nine işinde gücünde

arsa alım-satımıyla uğraşan profesör

ve öğrenmediği şeylerle sürekli sınanan

öğrenci işinde gücünde

saymakla bitiremediği paralarla

ellerinin ilişkisini araştıran veznedar

ve büyük kızını dün evlendiren

banka müdürü işinde gücünde

yeni bir se...

ŞARKI SÖYLE

bugün eve gitme yusuf şarkı söyle
dersten çıkmışsın bak elin yüzün tebeşir
yağmur yok dışarda hava çok güzel
gelirken bir çiçek çarptı alnıma
alnım bu yüzden ıslak
al bu şiiri önce dizelerine ellerini sil
dersten çıkmışsın bak elin yüzün tebeşir

yusuf beni dinlersen bize gidelim
karım var evde seni görünce sevinir
son günlerde bunalımlı bilirsin çocuk ev iş
çocuğa bir çukulata karıma nergis alırı...

GÜLÜN İLKESİ

Dağa çizilmiş resimdir
Bir çocuğun babası olmak
Yakından balınca anlaşılmaz
Uzaktan belli eder kendini.

Taşrada yalnız yaşamaktır
Bir çocuğun babası olmak
Atlarla çarşıya girince köylüler
Upuzun bir turna katarı
Sonbaharın altını çizer.

Radyoda uygun bir istasyon aramak
Aynanın önünde yılların tortusunu taramak
Hep aynı dalda açmaktan yorulmak
Başka nedir, bir çocugun babası olmak?

Gülün ilkesidir vaktinde solmak.

LİMAN TABLOSU

alo santral
bana otel müdürünü bağlayın lütfen
şu liman tablosunu kaldırsınlar hemen
odamın duvarından
ben ne zaman binmek istesem o gemilere
sessizce kaçmak istesem acının adalarından
biliyorum bütün martılar maviyi ağlar
bir yağmur tutuşur kirpiklerinde şu kederli kaptanın
ilkyazın bütün kapıları mühürlenir
alo santral
şu liman tablosunu odamın duvarından
söyleyin kaldırsınlar

GECE

sesizce iniyor mermer merdivenler
dolunay var minarenin arkasında
tıka basa bulut dolu ağaçlar
ne anlama geldiğini kimse bilmiyor bunun
yol üstünde unutulmuş yolculukların,
ayak seslerini biriktiren çocukların,
gecenin ne anlama geldiğini kimse bilmiyor.
zamana ekliyor kendini
herkes, ağlıyor

GECE TANIKLIĞI (x xVII)

gecikmiş karla döküldüğünde ağaçların sırrı
çekildiğinde fırtınanın elimizden aldığı deniz
gecenin saldırısına uğramış bir kıyı kaldığında
kendini hangi ışıkla sınayacak ölüler kelebeği,
nasıl bakacak anıların aşındırdığı aynaya
anılar ki şimdi penceresinde uyuyan kedilerdir
ağaçlı bir yolda tek başına yürüyen bir kadının

ÖZELEŞTİRİ

beklenmedik bir şafak gibi parlıyor ellerimizde bıçaklar
fazla buluyoruz ışığı ve tek başına bırakıyoruz.
bacaya konmuş güvercinle konuşuyor yağmur, en yalın diliyle
yazık, hiçbir şey anlamıyoruz bu konuşmadan, yoksun kalıyoruz
çeliğin şarkısını dinlemekten, düş görmekten.
gökyüzü kılıcını bırakıyor bir süre için
bizse sürekli istiyoruz onu: üzülmüşüz bir kez
asma dalındaki tomurcuğun yer değiştirmesine, ateşle.

Syndicate content