Sunay Akın

YÜZ HAVLUSU

Çarmıha gerildiği yaşta İsa´nın
avuçlarımdan tutan
iki çocukla çiviliyim yaşama
aşk bardağını çalkaladığım su olmak
kırılacak eşya taşıyan
bir kamyon gibi gidiyor Ağrıma

Kendi kendime konuştuğum sanılıyor
hep yanımdadır oysa
giderken bıraktığın yüz havlun
bozdun saklambaç oyununu ama
bana gizlendiğim yerden
çık demeyi unuttun

Her gece yatmadan okuduğum
bir kitap olmanı isterdim
kır...

MAKİ

Bir an önce görülsün
diye Akdeniz
Toroslar´da ağaçlar
hep çocuk
kalır

İSKELE

İskelenin altına
sığınan deniz
bırak artık saklanmayı
savaş gemileri
çoktan geçip
gitti...

ÇUKUR

Bilerek mi yanına almadın giderken
başının yastıkta
bıraktığı çukuru

Güveniyordum
oysa ben sevgimize
vapur iskelesi
ya da tren istasyonundaki
saatin doğruluğu kadar

Beni senin gibi
bir de annem terketmişti
ki göbeğimde durur
onun yokluğundan
bana kalan
çukuru

NÖBETÇİ

Bıraktı mektubu Ayşe kız
kovuğuna ağacın
bir taş daha çaldı ırmak
ve çıngırağını sallayarak
yine koşuştu buzağı

Bağışla beni generalim
bekleyemedim bu dağı

KIZ KURUSU

Pulsuz zarf gibisin
üstünde adresi
evde kaldın
n´aber kız
kulesi

DAVET

Dürüst olalım beyler
İlk adım sizden
Sökün savaş gemilerinden
Can simitlerini

GECEKONDU

Umut dolu
tarlakuşları
kentin kıyısına
hep gece
kondu

DAĞ YOLU

benden kısadır boyun
bir köy otobüsünün
dağa tırmanması
gibi uzanırsın
dudaklarıma

katılmaz oldu nicedir yolumun
tozu dumanına

DUDAK PAYI

Çay bardağında
Bırakılan dudak payı
Kadar bile
Uzak kalamam
Gözlerine

Yakın olsun isterim
Ellerime ellerin
Yanındaki beton binaya
Yaslanması gibi
Köhne bir evin

Seni bir çivi
Gibi çaktım
Çünkü beynime
Ve toplayıp
Bütün kerpetenleri
Attım denize

Syndicate content