Yaşar Miraç

HİÇ BEY

herkes bir şey demişti
o bir şey dememişti
(onu alkışladılar)

herkes bir şey yemişti
o bir şey yememişti
(onu ağırladılar)

herkes bir şey duymuştu
o bir şey duymamıştı
(onu aydınlattılar)

herkes bir şey görmüştü
o bir şey görmemişti
(onu uyandırdılar)

herkes bir şey olmuştu
o bir şey olmamıştı
(onu başkan seçtiler)

GÖÇMEN

sevdalardan sevdalara
düşü kalka
yana güle
döndüm bir küçük
göçmen yıldıza

ışıklarımı türkülerimi
çaldım bir küçük
delişmen saza

gurbetlerden gurbetlere
yurdumdan
yuvamdan ayrı
halkımdan
sılamdan ayrı
döndüm bir küçük
yaralıkuşa

yeşillerimi gökçelerimi
bıraktım küçük
bir çalıkuşa

acılardan acılara
yalımyalım
için için
eridim yandım eridim

gecelerden gecelere
yıldız yıldız
yaşın yaşı...

YARALI

bir yaralı sevdalıyım
göğsümün gürgün pınarı
gonca güller karanfiller
moran gelincikler kanar

bir kırık badem dalıyım
yurdumun yorgun kuşları
ala şahinler turnalar
yuvaları dağıtılan
toy kanatları kırılan
emekcen gurbet kuşları
sürgün kuşlar bana konar

bir çamlıbel maralıyım
ayça sudan içmedeyken
gökten bala geçmedeyken
avcılar ağına düştüm
yarıldı gönsümün narı
yaralıyım yaralı ...

TÜRKİYE'NİN GİZİ

türkiye bir kördüğüm
ipi sıradağlardan
iki kıtayı bağlar
sımsıkı ulortadan

hiçbir kılıç kesemez
bu tarihi düğümü
birbirine karışmış
o büyülü gizini

türkiye bir kördüğüm
sarmalanmış dağlarca
birbirine karışmış
halkalarıyla çağlarca

türkiye bir kördüğüm
onda hem sonsuzca yas
hem sonsuzca coşku var
günü gününe uymaz

türkiye bir koca burgaç
dünyanın dört yanından
dün bugün ve yarından
her şeyi çek...

GURBETE

gurbete kaçacağım
o lacivert ülkeye

o üzünç denizine
uzayan iskeleye

ansızın sormaksızın
neler kalır geriye

gurbete kaçacağım
o kimsesiz ülkeye

o geri dönülmeze
bağlanan ilk köprüye

umarsız durmaksızın
acılar tüketmeye

gurbete çıkacağım
o duvaksız tepeye

o yolunda gözyaşı
çeşmesi kuru köye

kopup yalnızlığımdan
kopup sonsuzluğumdan

gurbete kaçacağım
gurbete tükenmeye

İÇLİ ŞARKILAR 37.

dün erince gün belende
vardım saz bahçelerine
sarmaşıklar sardı beni
sardı beni şen aşıklar

renk ışık ses
üç kızkardeş
bir gülle
söyleşiyordu
mırıldandım
yavaş yavaş
duyup şarkımı
geldiler
dediler
"ay yittiğinde
ninniler
söyleyeceğiz
güller dalsın
diye düşe
saz çalıp
oynayacağız"

dilediler katılayım
güllerin düşüne ben de
şen niniler söyleyeyim
bu gökçemence belende

ey üzgüncek yüreciği...

BİR TÜRKİYE ŞİİRİ

bir türkiye şiiri
yazmak isterdim size
incecik dizeleri
gümüş dereler gibi

yeşilcik koyaklardan
şırıl şırıl akacak
al ibik horozları
erkenlikten ötüşlü

şöyle kırdan meşeden
köylerden şehirlere
yolları uzandıkça
büyüyen güzelleşen

denizleri kumsalı
dalgalı köpücüklü
al yanaklı kızları
gelincik öpücüklü

mutlu ve şen sevinçli
gökkuşak sarmış başa
doymuş emekcanları
ekmeğe suya aşa

bir türkiye şi...

ÇAN DERESİ TÜRKÜLERİ 21.

kilimin üstüne oturmuş nenem
ak bir turna kanatlanır elinde

kaf dağında bir çerkez güzeli
dokumuş kilimi giz mekiğinde

vişneden gökten defneden rengi
kundağım açılmış üzerine

kilimin üstünde oturmuş nenem
takla atarmışım çocukken ben de

nenem ağır aksak ayağa kalktı
gözlerim yalnız kaldı kilimde

fındık kabuklarıyla oynaşır durur
bir çocuk kilimin yeşillerinde

AYNI İNSAN

Ha Yunanistan

Ha Türkiye

Ha Türk

Ha Yunan

Bak birine

Anla diğerini

Aynı insan

Aynı insan

Iki halk da

güzellikte

İkiz kardeşçe

Benzer birbirine

Ha Yunanca

Ha Türkçe

Aynı türkü

Aynı şarkı

Çal birine

Oynasın öteki

Aynı oyun

Aynı düğün

Ha Türk

Ha Yunan

Bak birine

Anla diğerini

( Bu şiir Abdi Ipekçi Dostluk ve Barış ödülü kazanmıştır.)

İÇLİ ŞARKILAR 18.

Sevgi çöllerine düştüm
Aç susuz yüreğim acı

Bir güzelden su diledim
Olmadı suyum sunacı

Öylece yataklara düştüm
Yaram bulamadı savacı

Ölümcü gelsin diledim
Beni terketmedi cancı

Dipsiz duyulara düştüm

Syndicate content