Yaşar Miraç

HAMURSUZ

kurnadan düşen hamam tası
nasıl çınlardı mermerde
sen işte öyle cırlardın
benim yokolduğum düşlerde

sen anlamazsın bu fırıncıyı
neden ekmek yerine hep
kurabiye pişirir durur diye
sorarsın hiç çekinmeden

elinin hamursuzuyla

DÜŞÇE

badem pencereli
kavun kapılı
nar kiremitli
balık bacalı
küçücük bir evde
yaz sıcağında
sıcacık bir yerde
kış soğuğunda
çiçecik bir evde
kırlar güzeli
esincek bir evde
eylül geceli
ufacık bir evde
gümüş gülüşlü
tefecik bir evde
erik bir evde
yaşamak yaşamak
yaşamak sen(in)le
isterdim ben de

ARIK

bir ince yoldan geçtim
ballıbabalar beni
çiylerle selamladı

geçmişten geliyordum
bu yeşilek koyakta
serüvenler dinlemiş

bir gizi çözmek için
yapayalnız dolaşmış
günlerce aranmıştım

yanılmamıştım sessiz
renklerin dili vardı
ışıkyılları süzen

kayalar ıslakçadan
beni aydınlatmıştı
nasıl geçmişti zaman

suya değen bir dalla
günboyu salınmıştım

ufacık bir çiçekle
geceye açılmıştım

bu yeşilek koyakta
yeniden arınmıştım

ÇAN DERESİ TÜRKÜLERİ 13.

daladaldım belinden
yere yatırdım
yuvarlanıverdik
düşen güğümle

dedi görür ağam
oynama benle
sokuldum tomurcuk
göğüslerine

bir abanıverdi
üstüme çıktı
sıyrılıp güğümü
kaptı da kaçtı

bir sıcacık çimçik
kaldı benimle

BİZİM YALININ KIZLARI

bizim arka sokaktan da
iner kızlar yalıya hey
hey yalının kızları da
inci çakılın kızları
yanyana diz çöker sonra
hamsi ayıklarlar hamsi
türkü söyleyip oy babam
sevda sayıklanırlar da

hişt hişt
vuyy uy!

delikanlı balıkçılar
kayar açıktan yufkaya
sorarlar ıslık çalarak
birbirlerine güya
balık gibi niye niye
ağa vurmazlar oy babam
şu güzelim kızlar diye
balık gibi niye niye

git git
yürü git!
...

HİÇ BEY

herkes bir şey demişti
o bir şey dememişti
(onu alkışladılar)

herkes bir şey yemişti
o bir şey yememişti
(onu ağırladılar)

herkes bir şey duymuştu
o bir şey duymamıştı
(onu aydınlattılar)

herkes bir şey görmüştü
o bir şey görmemişti
(onu uyandırdılar)

herkes bir şey olmuştu
o bir şey olmamıştı
(onu başkan seçtiler)

GÖÇMEN

sevdalardan sevdalara
düşü kalka
yana güle
döndüm bir küçük
göçmen yıldıza

ışıklarımı türkülerimi
çaldım bir küçük
delişmen saza

gurbetlerden gurbetlere
yurdumdan
yuvamdan ayrı
halkımdan
sılamdan ayrı
döndüm bir küçük
yaralıkuşa

yeşillerimi gökçelerimi
bıraktım küçük
bir çalıkuşa

acılardan acılara
yalımyalım
için için
eridim yandım eridim

gecelerden gecelere
yıldız yıldız
yaşın yaşı...

YARALI

bir yaralı sevdalıyım
göğsümün gürgün pınarı
gonca güller karanfiller
moran gelincikler kanar

bir kırık badem dalıyım
yurdumun yorgun kuşları
ala şahinler turnalar
yuvaları dağıtılan
toy kanatları kırılan
emekcen gurbet kuşları
sürgün kuşlar bana konar

bir çamlıbel maralıyım
ayça sudan içmedeyken
gökten bala geçmedeyken
avcılar ağına düştüm
yarıldı gönsümün narı
yaralıyım yaralı ...

TÜRKİYE'NİN GİZİ

türkiye bir kördüğüm
ipi sıradağlardan
iki kıtayı bağlar
sımsıkı ulortadan

hiçbir kılıç kesemez
bu tarihi düğümü
birbirine karışmış
o büyülü gizini

türkiye bir kördüğüm
sarmalanmış dağlarca
birbirine karışmış
halkalarıyla çağlarca

türkiye bir kördüğüm
onda hem sonsuzca yas
hem sonsuzca coşku var
günü gününe uymaz

türkiye bir koca burgaç
dünyanın dört yanından
dün bugün ve yarından
her şeyi çek...

GURBETE

gurbete kaçacağım
o lacivert ülkeye

o üzünç denizine
uzayan iskeleye

ansızın sormaksızın
neler kalır geriye

gurbete kaçacağım
o kimsesiz ülkeye

o geri dönülmeze
bağlanan ilk köprüye

umarsız durmaksızın
acılar tüketmeye

gurbete çıkacağım
o duvaksız tepeye

o yolunda gözyaşı
çeşmesi kuru köye

kopup yalnızlığımdan
kopup sonsuzluğumdan

gurbete kaçacağım
gurbete tükenmeye

Syndicate content